Haftalardır kazanamayan Gaziantep için kritik maç… Gaziantep FK, kendi sahasında oynadığı Fatih Karagümrük maçına maalesef hiç de iyi başlamadı. Maçın ilk dakikalarından itibaren sahada daha organize görünen, kontra ataklarla etkili olan taraf konuk ekip Karagümrük’tü. Üst üste geliştirdikleri ataklarla Gaziantep FK kalesini zorlayan Karagümrük, ilk bölümde oyunun kontrolünü elinde tutan taraf oldu.
Gaziantep FK ise rakip kaleye gitmekte oldukça zorlandı. Sanki futbolcuların üzerinde görünmeyen bir baskı vardı. Topu ayağına alan oyuncuların adeta elleri ayaklarına dolaşıyor, sahada ciddi bir stres ve özgüven eksikliği göze çarpıyor. Benim dikkatimi çeken bir tablo bu… İstatistiklere baktığımızda da tablo aslında her şeyi anlatıyor. İlk 45 dakikada topa sahip olma ve gol arama oranlarında Karagümrük yaklaşık yüzde 60’lara ulaşırken Gaziantep FK yüzde 30’ların biraz üzerinde kaldı. Bırak gol atmayı rakip kaleye şutun yok.
Forvet hattında görev yapan Bayo’nun bir ya da iki kez topla buluştuğu bir oyunda bu takımın golü nasıl bulacağı gerçekten merak konusu. Üstelik Gaziantep FK ilk 45 dakikayı bir tane bile korner kullanmadan tamamladı. Bu da hücumda ne kadar etkisiz kalındığının açık bir göstergesi.
İkinci yarıya ise Gaziantep FK daha baskılı başladı. Bu baskının karşılığı Maxim’in attığı golle geldi ve kırmızı-siyahlılar öne geçti. Ancak golden sonra yaşananlar en az oyunun kendisi kadar düşündürücü… Golü atan Maxim kulübeye doğru geldiğinde beklediği sevinci göremedi. Hatta takım arkadaşlarına “gelin” diye seslendiği bile görüldü. Bu görüntü ister istemez akıllarda soru işaretleri oluşturdu. Takım içinde bir problem mi var? Kim kimi istemiyor? Neler oluyor?
Her şeye rağmen kötü oynarken gol bulmak önemlidir. Ancak Gaziantep FK bu avantajı da koruyamadı ve birkaç dakika sonra kalesinde golü gördü. İşte tam da burada asıl sorun ortaya çıktı.
Ligin alt sıralarında bulunan ve 17 mağlubiyet almış bir takım karşısında kendi sahanda kazanamıyorsan, hatta sahada takım görüntüsü veremiyorsan ortada ciddi bir problem var demektir. Bu problem sadece saha içinde değil, teknik heyetle takım arasında ve yönetimsel anlamda da kendini gösteriyor gibi duruyor.
Oyuncu değişiklikleri yapılıyor, sahadan çıkan çıkıyor, oyuna giren giriyor ama bir bakıyorsunuz Lungoyi kendi kendine oyundan çıkıyor. Böyle bir görüntü profesyonel bir takım adına kabul edilebilir değil.
Asıl dikkat çeken konu ise takımın özgüvenini tamamen kaybetmiş olması. Sahada kimse mutlu görünmüyor. Futbolcuların yüzündeki ifade, oyun içindeki dağınıklık ve iletişim eksikliği bunu açıkça gösteriyor.
Tribünler de bu tabloya sessiz kalmadı. Taraftarlar maç boyunca “Söylesene Burak Hoca, bu takım neden oynamıyor?” tezahüratlarıyla stadı adeta inletti. Ardından da teknik direktör Burak Yılmaz’ı istifaya davet eden sesler yükseldi.
Çünkü ortada bir gerçek var… Gaziantep FK oynamıyor. Bu durum artık herkesin görebildiği kadar açık. Takım özgüvenini kaybetmiş durumda ve bu psikolojiyle ayağa kalkması da kolay görünmüyor.
Gaziantep FK’nın yeniden toparlanabilmesi için belki de gerçekten bir şoka ihtiyacı var. Bu şok yönetimsel bir karar mı olur, teknik bir hamle mi olur, yoksa takım içinde yapılacak radikal bir değişim mi olur bunu zaman gösterecek.
Ama şu kesin… Bu takımın acilen kendine gelmesi gerekiyor. Çünkü Gaziantep şehri sahada mücadele eden, savaşan ve inanan bir takım görmek istiyor. Bunun içinde kenetlenelim… O bunu yaptı, bu şöyle dedi yerine herkesin bu takımın çevresinde el el vererek kenetlenmesi gerekiyor. Tek gerçek Gaziantep FK….
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Mustafa Teke
GAZİANTEP FK ÖZGÜVENİNİ KAYBETTİ
Haftalardır kazanamayan Gaziantep için kritik maç… Gaziantep FK, kendi sahasında oynadığı Fatih Karagümrük maçına maalesef hiç de iyi başlamadı. Maçın ilk dakikalarından itibaren sahada daha organize görünen, kontra ataklarla etkili olan taraf konuk ekip Karagümrük’tü. Üst üste geliştirdikleri ataklarla Gaziantep FK kalesini zorlayan Karagümrük, ilk bölümde oyunun kontrolünü elinde tutan taraf oldu.
Gaziantep FK ise rakip kaleye gitmekte oldukça zorlandı. Sanki futbolcuların üzerinde görünmeyen bir baskı vardı. Topu ayağına alan oyuncuların adeta elleri ayaklarına dolaşıyor, sahada ciddi bir stres ve özgüven eksikliği göze çarpıyor. Benim dikkatimi çeken bir tablo bu… İstatistiklere baktığımızda da tablo aslında her şeyi anlatıyor. İlk 45 dakikada topa sahip olma ve gol arama oranlarında Karagümrük yaklaşık yüzde 60’lara ulaşırken Gaziantep FK yüzde 30’ların biraz üzerinde kaldı. Bırak gol atmayı rakip kaleye şutun yok.
Forvet hattında görev yapan Bayo’nun bir ya da iki kez topla buluştuğu bir oyunda bu takımın golü nasıl bulacağı gerçekten merak konusu. Üstelik Gaziantep FK ilk 45 dakikayı bir tane bile korner kullanmadan tamamladı. Bu da hücumda ne kadar etkisiz kalındığının açık bir göstergesi.
İkinci yarıya ise Gaziantep FK daha baskılı başladı. Bu baskının karşılığı Maxim’in attığı golle geldi ve kırmızı-siyahlılar öne geçti. Ancak golden sonra yaşananlar en az oyunun kendisi kadar düşündürücü… Golü atan Maxim kulübeye doğru geldiğinde beklediği sevinci göremedi. Hatta takım arkadaşlarına “gelin” diye seslendiği bile görüldü. Bu görüntü ister istemez akıllarda soru işaretleri oluşturdu. Takım içinde bir problem mi var? Kim kimi istemiyor? Neler oluyor?
Her şeye rağmen kötü oynarken gol bulmak önemlidir. Ancak Gaziantep FK bu avantajı da koruyamadı ve birkaç dakika sonra kalesinde golü gördü. İşte tam da burada asıl sorun ortaya çıktı.
Ligin alt sıralarında bulunan ve 17 mağlubiyet almış bir takım karşısında kendi sahanda kazanamıyorsan, hatta sahada takım görüntüsü veremiyorsan ortada ciddi bir problem var demektir. Bu problem sadece saha içinde değil, teknik heyetle takım arasında ve yönetimsel anlamda da kendini gösteriyor gibi duruyor.
Oyuncu değişiklikleri yapılıyor, sahadan çıkan çıkıyor, oyuna giren giriyor ama bir bakıyorsunuz Lungoyi kendi kendine oyundan çıkıyor. Böyle bir görüntü profesyonel bir takım adına kabul edilebilir değil.
Asıl dikkat çeken konu ise takımın özgüvenini tamamen kaybetmiş olması. Sahada kimse mutlu görünmüyor. Futbolcuların yüzündeki ifade, oyun içindeki dağınıklık ve iletişim eksikliği bunu açıkça gösteriyor.
Tribünler de bu tabloya sessiz kalmadı. Taraftarlar maç boyunca “Söylesene Burak Hoca, bu takım neden oynamıyor?” tezahüratlarıyla stadı adeta inletti. Ardından da teknik direktör Burak Yılmaz’ı istifaya davet eden sesler yükseldi.
Çünkü ortada bir gerçek var… Gaziantep FK oynamıyor. Bu durum artık herkesin görebildiği kadar açık. Takım özgüvenini kaybetmiş durumda ve bu psikolojiyle ayağa kalkması da kolay görünmüyor.
Gaziantep FK’nın yeniden toparlanabilmesi için belki de gerçekten bir şoka ihtiyacı var. Bu şok yönetimsel bir karar mı olur, teknik bir hamle mi olur, yoksa takım içinde yapılacak radikal bir değişim mi olur bunu zaman gösterecek.
Ama şu kesin… Bu takımın acilen kendine gelmesi gerekiyor. Çünkü Gaziantep şehri sahada mücadele eden, savaşan ve inanan bir takım görmek istiyor. Bunun içinde kenetlenelim… O bunu yaptı, bu şöyle dedi yerine herkesin bu takımın çevresinde el el vererek kenetlenmesi gerekiyor. Tek gerçek Gaziantep FK….