Bu güzel duyguların oluşumu, aile ve tüm insanların sevgi duygularından meydana gelir. Başta doğduğumuz aile içinde bireylerin birbirine gösterdiği sevgi, saygı ve değer duygusundan geçer. Çekirdek aile içinde ekilen bu özgüven tohumu oluşur ve gelişir. Dalga dalga oluşan bu birlik ve bağlılık, toplumu da büyük ölçüde etkiler.
Bu güzel duygular içinde bizler mutlu oluruz. İşte böyle güzel bir ortamda yaşamanın bize başarı getireceğini aklımızdan çıkarmayalım. Mantıklı ve ölçülü özgüveni çocuklarımıza vermenin, onlara sağlayacağımız en iyi gelecek olduğunu hatırlatmak istiyorum.
Kalbimiz ve aklımız hep onların yanında olsun. Ancak hayat başarıları için onlara güvenip yarı serbest bırakmak da onların olgunlaşması için önemli bir neden olur. Çünkü onlar hep çocuk kalmayacak, biz de onları her zaman kollayacak durumda olamayacağız.
Bu konuda çocuklarım ve torunlarımdan edindiğim tecrübeye göre, her canlı varlık birbirinden farklıdır. Kendi çocuklarınızı kimseyle yarıştırmayın. Başarılı evlatlarınız bile kıskançlık ve nefretle insanlara yaklaşırsa, bu durum verimi düşürür. O da bizim kaybımız olur. Verdiğimiz emekler boşa gider.
Yukarıda belirttiğim gibi, ölçülü ve mantıklı özgüveni çocuklarımıza verdiğimizde daha huzurlu bir ortam sağlarız.
Bu ölçüler yalnızca kendi çocuklarımız için olmasın. Usta-çırak, öğretmen-öğrenci, patron-işçi ilişkilerinde de birbirlerini ast ve üst olarak görmemelidir. Bunu, kendileri için bir iş bölümü olarak kabul etmeleri gerekir. Huzur ve güven de kendiliğinden gelir. Karşılıklı sevgi, saygı ve başarı da beraberinde oluşur.
Aman, kim olursanız olun, hangi mevkide olursanız olun, hep toplumla iç içe olmanın getirisinin çok fazla olduğunu hatırlatmak istiyorum. Ancak bu olumlu gelişmeler için sabırlı olmak şartını da hatırlatmakta yarar görüyorum.
Bir de sağlık çalışanları için kısa bir şeyler hatırlatmak isterim. Eğitimleri de emekleri de tartışılmaz. Çünkü sağlık, hayat kurtaran ve çok zor olan bir emektir. Hasta olan vatandaş hastanenin kapısından içeri adım attığında, başta doktor, hemşire ve diğer sağlık çalışanlarının etrafında olmasını ister.
Siz de her hastayı yakınınız kabul edin. Hastanın o andaki psikolojik durumu, onu bu düşünceye götürebilir. Sağlık çalışanlarının buna anlayış göstermeleri, bu mesleğin yüceliğindendir.
Yani toplum ve insan olarak yaptığımız her faydalı işlemin yine bize döneceğini unutmayalım.
Atalarımız bu konuda, “SABIR EN BÜYÜK SERMAYENİZDİR” demiştir. Bununla ilgili güzel bir sözümüz daha vardır:
“SABIRLA EKŞİ KORUK, TATLI HELVA OLUR.”
Bir de “SABIR CENNETİN MEYVESİDİR” derler.
Çocuklarımıza, yanımızda ve çevremizde bulunan insanlara vereceğimiz değer ve anlayış ölçülü olmalıdır.
Makam, mevki, mal ve mülkünüzle çocuklarınızı gökten zembille gelmiş gibi asla kabul etmeyin. Çünkü bu anlayış, çok aileyi ve çocuklarını felakete sürükledi. Ceremesini tüm toplum çekiyor. Herkese yazık oluyor.
Yani ölçülü olalım. “KESKİN SİRKE KÜPÜNE ZARAR VERİR.” Bunu asla unutmayalım.
Ben burada sadece bir hatırlatmada bulunuyorum. Başka bir düşüncenin içinde değilim. Gerisi sizlere kalmış.
Bu güzel ve temiz duygularla tüm vatandaşlarıma sağlık, mutluluk ve başarılar dilerim.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
MÜSLÜM KILINÇ
MANTIK VE ÖLÇÜLER İÇİNDE ÖZGÜVEN BAŞARI GETİRİR!
Bu güzel duyguların oluşumu, aile ve tüm insanların sevgi duygularından meydana gelir. Başta doğduğumuz aile içinde bireylerin birbirine gösterdiği sevgi, saygı ve değer duygusundan geçer. Çekirdek aile içinde ekilen bu özgüven tohumu oluşur ve gelişir. Dalga dalga oluşan bu birlik ve bağlılık, toplumu da büyük ölçüde etkiler.
Bu güzel duygular içinde bizler mutlu oluruz. İşte böyle güzel bir ortamda yaşamanın bize başarı getireceğini aklımızdan çıkarmayalım. Mantıklı ve ölçülü özgüveni çocuklarımıza vermenin, onlara sağlayacağımız en iyi gelecek olduğunu hatırlatmak istiyorum.
Kalbimiz ve aklımız hep onların yanında olsun. Ancak hayat başarıları için onlara güvenip yarı serbest bırakmak da onların olgunlaşması için önemli bir neden olur. Çünkü onlar hep çocuk kalmayacak, biz de onları her zaman kollayacak durumda olamayacağız.
Bu konuda çocuklarım ve torunlarımdan edindiğim tecrübeye göre, her canlı varlık birbirinden farklıdır. Kendi çocuklarınızı kimseyle yarıştırmayın. Başarılı evlatlarınız bile kıskançlık ve nefretle insanlara yaklaşırsa, bu durum verimi düşürür. O da bizim kaybımız olur. Verdiğimiz emekler boşa gider.
Yukarıda belirttiğim gibi, ölçülü ve mantıklı özgüveni çocuklarımıza verdiğimizde daha huzurlu bir ortam sağlarız.
Bu ölçüler yalnızca kendi çocuklarımız için olmasın. Usta-çırak, öğretmen-öğrenci, patron-işçi ilişkilerinde de birbirlerini ast ve üst olarak görmemelidir. Bunu, kendileri için bir iş bölümü olarak kabul etmeleri gerekir. Huzur ve güven de kendiliğinden gelir. Karşılıklı sevgi, saygı ve başarı da beraberinde oluşur.
Aman, kim olursanız olun, hangi mevkide olursanız olun, hep toplumla iç içe olmanın getirisinin çok fazla olduğunu hatırlatmak istiyorum. Ancak bu olumlu gelişmeler için sabırlı olmak şartını da hatırlatmakta yarar görüyorum.
Bir de sağlık çalışanları için kısa bir şeyler hatırlatmak isterim. Eğitimleri de emekleri de tartışılmaz. Çünkü sağlık, hayat kurtaran ve çok zor olan bir emektir. Hasta olan vatandaş hastanenin kapısından içeri adım attığında, başta doktor, hemşire ve diğer sağlık çalışanlarının etrafında olmasını ister.
Siz de her hastayı yakınınız kabul edin. Hastanın o andaki psikolojik durumu, onu bu düşünceye götürebilir. Sağlık çalışanlarının buna anlayış göstermeleri, bu mesleğin yüceliğindendir.
Yani toplum ve insan olarak yaptığımız her faydalı işlemin yine bize döneceğini unutmayalım.
Atalarımız bu konuda, “SABIR EN BÜYÜK SERMAYENİZDİR” demiştir. Bununla ilgili güzel bir sözümüz daha vardır:
“SABIRLA EKŞİ KORUK, TATLI HELVA OLUR.”
Bir de “SABIR CENNETİN MEYVESİDİR” derler.
Çocuklarımıza, yanımızda ve çevremizde bulunan insanlara vereceğimiz değer ve anlayış ölçülü olmalıdır.
Makam, mevki, mal ve mülkünüzle çocuklarınızı gökten zembille gelmiş gibi asla kabul etmeyin. Çünkü bu anlayış, çok aileyi ve çocuklarını felakete sürükledi. Ceremesini tüm toplum çekiyor. Herkese yazık oluyor.
Yani ölçülü olalım. “KESKİN SİRKE KÜPÜNE ZARAR VERİR.” Bunu asla unutmayalım.
Ben burada sadece bir hatırlatmada bulunuyorum. Başka bir düşüncenin içinde değilim. Gerisi sizlere kalmış.
Bu güzel ve temiz duygularla tüm vatandaşlarıma sağlık, mutluluk ve başarılar dilerim.