KUYUMCU TERAZİSİ!

Yazının Giriş Tarihi: 22.10.2026 14:11
Yazının Güncellenme Tarihi: 22.10.2026 14:19

Bilindiği gibi, altın madeni alınırken çok hassas kuyumcu terazisi ile ölçülür. Bunun gereği de budur. Hâlbuki insan kendi kıymetini bilirse her şeyden daha önemlidir. Ona göre hareket ettiğimizde toplum da bize büyük saygı duyar.

Bir de başkasına kefil olmak ve bir yere gelmesi için iyi düşünmeden önermek gibi bir hastalığımızın olduğunu kabul edelim. Çünkü bu yanlış, ne yazık ki hepimizde az çok mevcut. Konuyu daha iyi anlamamız için bunu örneklerle açıklayalım.

Gelin, eski siyasetçilerden bir hatırlatma yapalım.

Rahmetli eski başbakan ve eski cumhurbaşkanlarımızdan Sayın Süleyman Demirel’in veciz sözlerinden bir örnek verelim: “BEN KENDİM İÇİN BİR ŞEY İSTİYORSAM NAMERDİM.” Bu sözleri her platformda dile getirirdi. Ama siyasetin en üst seviyesine çıkmak için çalıştı ve çabaladı.

Buradan şuna gelmek istiyorum: Yukarıda belirtmeye çalıştığım konunun ana özeti şudur: Birilerini önermek ve kefil olmak konusunda epeyce araştırmak, iyice tanıdıktan sonra önermenin huzurunu duyarsınız. Yoksa geçmişte de şimdi de birilerini elinde tutmanın zorluğunu birlikte yaşıyoruz.

Şunu hatırlatmakta fayda var. Her insanın yanlış yapacağı diye bir şart yok. Tabii ki çok iyi insanlarımız da var. Devleti ve milleti için canı dâhil her şeyini feda edecek vatandaşlarımız da çoğunlukta. İşte bu iyileri öne çıkarmak, tüm idarecilerimizin ve iş adamlarımızın vatandaşlık borcudur.

Son günlerde insanlarımıza ne oldu? Kendilerini bir yere getireni mahcup etmek ve satmak için yarış içindeler. Tahminime göre milleti için değil, kendi çıkarı için gayrimeşru işlere kalkışanlar, Türkiye Cumhuriyeti adaletinden ve ilahi adaletten yakasını kurtaramayacaktır. Görün, ibret alın.

Benim acizane fikrim şudur: Bu kadar yükün ve günahın altında olduğumuzu kabul ederken, bunun yanında birilerine iyilik edeceğiz diye durup dururken sorumluluk altına girmeden iyice hesaplayalım.

O zaman, her konuda olduğu gibi, bir göreve getireceğimiz kişileri seçerken “yakınım, uzağım” diye hesap yapmayalım. Bizi yapacağı hatalarla mahcup edecek kişilerden uzak duralım, en ince hesabını yapalım. Başta liyakat ve bağlılığını ölçüp biçmek şarttır.

Ama tüm hassasiyetinize rağmen iyi niyetinizi suistimal eden ve 50-60 yaşından sonra yoldan çıkanlar da belayı hak eder ve bulurlar. İşte küçük ihmal ve merhamet, toplumun başına bela getirir. İnsanın vicdanı böyle olaylara müsaade etmemeli.

İşte birilerini bir makama ve bir yere seçerken kırkı kırk yaralım, ona göre seçelim ve arkasında duralım. Benim burada belirtmek istediğim yalnız siyasiler değil; sendikalar, dernekler, spor kulüpleri gibi kamuoyuna hitap eden kurumların seçimlerinde de vicdan ve mantık en önde olmalı ki sonra “ah vah” demeyelim. Vatandaşların haklarını da kimseye peşkeş çekmemiş oluruz.

Bir atasözü ile bitirelim:

“ALMA MAZLUMUN AHINI, ÇIKAR AHESTE AHESTE.”

Er geç herkes yaptığının faturasını muhakkak öder. Allah katında da adalet katında da…

Aman, çamur temiz vatandaşlara sıçramasın.

Yüce Mevla’m kimseyi doğru yoldan şaşırtmasın. Bu duygularla tüm vatandaşlarıma sağlık, mutluluk ve bereketli günler dilerim.

SAYGILARIMLA

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.