Üstüne basa basa şunu hatırlatmak istiyorum. Çocuklarımız için yapacağımız en büyük gelecek, onlara yaşam kalitesini ve umut vermektir. Yani geleceğe yalnız iki gözleriyle değil, kalp gözüyle hayata bakmalarını aşılamak, onlara mutluluk ve özgüven verir.
Ey gençler! Kalp gözü ve mantıkla hareket ettiğiniz zaman, başarı için hiçbir engel sizi durduramaz. Kalp gözü yalnız maddeyi, malı ve mülkü görmez. Sevgiyi, acımayı ve haramı, helali ayırt etmenizi sağlar.
Onun için mevki ve makamı, hiç geleceği hesaplamadan kötüye kullananlar ve toplumda değer kaybedenler, topluma zehir saçtıklarını asla unutmasınlar. Bunun, çocuklarımızın umutlarına büyük darbe vurduğu da ayrı bir çirkinliktir.
Her yazıda tekrarlamakta yarar gördüğüm dünyevi yaşantımızın devamı için çalışıp didinmeyi ibadet kabul edin. Ama hak ederek.
Benim burada görevini kötüye kullananlara ve topluma kötü örnek olanlara seslenmek isterim. İnsanda var olan merhameti kaybetmenin ve yaptığının ceremesini ömür boyu çekmenin ne kadar ağır olduğunu unutmayalım. Geleceğe ve çocuklarımıza bırakacağımız en kötü miras, kanun dışı kazançlardır.
Vatanını, milletini ve evlatlarını düşünerek hep iyi bir gelecek bırakmak, hüsnü kalple çalışıp iyi bir gelecek hazırlamak ayrı bir mutluluk verir.
Evlatlarımız, bu modern çağda teknoloji ve dijital ortamı kalkınmak için kullandıklarında, onlar da modern çağı yakalamış olurlar. Bu da çocuklarımıza büyük şevk verir.
Ne yazık ki toplumun çoğunluğu stresli, huzursuz ve asık suratla, mutsuz bir şekilde hayatına devam ediyor. Ancak hayatımızın çekilmez hâle gelmesinin suçlusu yine bizleriz.
Müslüman ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığımıza ne oldu? Huyumuz değişti, merhamet denen yüce duygularımıza ne oldu, uçtu gitti mi?
Eğer atalarımızın yüce duygularından az da olsa nasibimizi alıp yerine getirelim. İnsan olarak üzerimize düşeni yapalım. Yarası olanın yarasını saralım, ulvi duygular içinde olalım. Hem vatandaşlık bağlarımız kuvvetlenir hem de Yüce Rabbim katında mükâfatını göreceğimizi hep aklımızda tutalım.
Son günlerde ülkemizde olan kanun dışı olaylar, az çok geçmiş zamanlarda da meydana gelirdi ve kanunlar çerçevesinde yargılanırlardı. Ama şimdi öyle mi? Bilen, bilmeyen herkesin olayları ağzında sakız gibi çiğnediğine şahit olmak, ayrı bir üzüntü sebebimizdir.
Hz. Mevlâna’nın tavsiyeleri ile bitirelim:
1- Cömertlik ve yardım etmede akar su gibi ol.
2- Şefkat ve merhamette güneş gibi ol.
3- Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol.
4- Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol.
5- Tevazu ve alçakgönüllülükte toprak ol.
6- Hoşgörülülükte deniz gibi ol.
7- Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol.
İşte atalarımızın nasihatlerinden ders çıkaralım. Doğruyu ve iyiyi bulmakta zorluk çekmeyiz.
İşin sonunda şunu bir kez daha hatırlatalım:
“ALMA MAZLUMUN AHINI, ÇIKAR AHESTE AHESTE.”
İşte evlatlarımıza iyi bir gelecek bırakarak, geleceklerini umutla ve başarılı bir şekilde yaşasınlar. Çünkü bizlerin geleceğe borcu var.
Son olarak, “ARİFE TARİF GEREKMEZ.” diyelim ve tüm vatandaşlarımın sağlık içinde yaşam sürmelerini dilerim.
Saygılarımla...
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
MÜSLÜM KILINÇ
GENÇLERİMİZE UMUT VERELİM
Üstüne basa basa şunu hatırlatmak istiyorum. Çocuklarımız için yapacağımız en büyük gelecek, onlara yaşam kalitesini ve umut vermektir. Yani geleceğe yalnız iki gözleriyle değil, kalp gözüyle hayata bakmalarını aşılamak, onlara mutluluk ve özgüven verir.
Ey gençler! Kalp gözü ve mantıkla hareket ettiğiniz zaman, başarı için hiçbir engel sizi durduramaz. Kalp gözü yalnız maddeyi, malı ve mülkü görmez. Sevgiyi, acımayı ve haramı, helali ayırt etmenizi sağlar.
Onun için mevki ve makamı, hiç geleceği hesaplamadan kötüye kullananlar ve toplumda değer kaybedenler, topluma zehir saçtıklarını asla unutmasınlar. Bunun, çocuklarımızın umutlarına büyük darbe vurduğu da ayrı bir çirkinliktir.
Her yazıda tekrarlamakta yarar gördüğüm dünyevi yaşantımızın devamı için çalışıp didinmeyi ibadet kabul edin. Ama hak ederek.
Benim burada görevini kötüye kullananlara ve topluma kötü örnek olanlara seslenmek isterim. İnsanda var olan merhameti kaybetmenin ve yaptığının ceremesini ömür boyu çekmenin ne kadar ağır olduğunu unutmayalım. Geleceğe ve çocuklarımıza bırakacağımız en kötü miras, kanun dışı kazançlardır.
Vatanını, milletini ve evlatlarını düşünerek hep iyi bir gelecek bırakmak, hüsnü kalple çalışıp iyi bir gelecek hazırlamak ayrı bir mutluluk verir.
Evlatlarımız, bu modern çağda teknoloji ve dijital ortamı kalkınmak için kullandıklarında, onlar da modern çağı yakalamış olurlar. Bu da çocuklarımıza büyük şevk verir.
Ne yazık ki toplumun çoğunluğu stresli, huzursuz ve asık suratla, mutsuz bir şekilde hayatına devam ediyor. Ancak hayatımızın çekilmez hâle gelmesinin suçlusu yine bizleriz.
Müslüman ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığımıza ne oldu? Huyumuz değişti, merhamet denen yüce duygularımıza ne oldu, uçtu gitti mi?
Eğer atalarımızın yüce duygularından az da olsa nasibimizi alıp yerine getirelim. İnsan olarak üzerimize düşeni yapalım. Yarası olanın yarasını saralım, ulvi duygular içinde olalım. Hem vatandaşlık bağlarımız kuvvetlenir hem de Yüce Rabbim katında mükâfatını göreceğimizi hep aklımızda tutalım.
Son günlerde ülkemizde olan kanun dışı olaylar, az çok geçmiş zamanlarda da meydana gelirdi ve kanunlar çerçevesinde yargılanırlardı. Ama şimdi öyle mi? Bilen, bilmeyen herkesin olayları ağzında sakız gibi çiğnediğine şahit olmak, ayrı bir üzüntü sebebimizdir.
Hz. Mevlâna’nın tavsiyeleri ile bitirelim:
1- Cömertlik ve yardım etmede akar su gibi ol.
2- Şefkat ve merhamette güneş gibi ol.
3- Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol.
4- Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol.
5- Tevazu ve alçakgönüllülükte toprak ol.
6- Hoşgörülülükte deniz gibi ol.
7- Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol.
İşte atalarımızın nasihatlerinden ders çıkaralım. Doğruyu ve iyiyi bulmakta zorluk çekmeyiz.
İşin sonunda şunu bir kez daha hatırlatalım:
“ALMA MAZLUMUN AHINI, ÇIKAR AHESTE AHESTE.”
İşte evlatlarımıza iyi bir gelecek bırakarak, geleceklerini umutla ve başarılı bir şekilde yaşasınlar. Çünkü bizlerin geleceğe borcu var.
Son olarak, “ARİFE TARİF GEREKMEZ.” diyelim ve tüm vatandaşlarımın sağlık içinde yaşam sürmelerini dilerim.
Saygılarımla...