Geçenlerde WhatsApp durumunda gezinirken bir paylaşım gördüm: Yunus Emre'nin "İncitme Gönül" şiiri... Herkesin hiç olmazsa bir kere okuduğu, aşina olduğu bir şiir. Bu şiirde sağlıklı ve içten ilişkilerin nasıl olması gerektiğini ve nasıl yürütülmesi gerektiğinin güzel bir özetini geçtiğini düşünüyorum. İlişkileri doğru yürütmenin tek ve önemli bir ilkesi var: İncitmemek...
Peki, incitmemek gerçekten o kadar kolay mı? Gündelik hayatın koşturmacası, ego, anlık öfkeler ve beklentiler arasında bir gönlü incitmeden tutabilmek nasıl mümkün olur?
Yunus Emre aslında bu sorunun cevabını dize dize önümüze seriyor
Nasıl İncitmeyiz?
"Bir küçük meyve için, dalı incitme gönül." diyor Yunus. İncitmemek; anlık heveslerimiz, küçük çıkarlarımız veya haklı çıkma arzumuz uğruna sevdiklerimizin kalbini kırmamayı seçmektir. Ne yazık ki insan ilişkilerini çıkar, fayda ve beklenti üzerine kurduğumuzda sadece karşı tarafı incitmekle kalmıyoruz; kendi ruhumuzu da samimiyetten uzaklaştırıp yalnızlaştırıyoruz. Hesabi olan ilişkiler, zamanla içimizde sürekli bir kaygı, güvensizlik ve psikolojik bir yorgunluk biriktirir. Karşımızdakini bir araç gibi gördükçe hem onun kalbini harcamış oluruz hem de kendi zihnimizi tükenmişliğe ve huzursuzluğa sürükleriz. Kendi üstünlüğümüzü ya da kazancımızı kanıtlama telaşına düşmeden, "Kibirle yürüyerek yolu incitme gönül" diyebilme olgunluğudur asıl olan... Bazen tek bir acı sözün veya çıkar hesabının yılların emeğini yıkabileceğini bilip, "Ya hayır de, ya da sus, dili incitme gönül" düsturuyla kelimelerimizi özenle seçebilmektir. İncitmemek, sevginin sorumluluğunu alıp çıkarsızca, yıkıcı değil daima yapıcı olabilmektir.
Nasıl İncinmeyiz?
Madalyonun bir de diğer yüzü var: İncinmemek... Başkalarını incitmemeye çalışırken kendi ruhumuzu nasıl koruyacağız? Şiir bu noktada da derin bir kabullenişi işaret ediyor: "Mevlâ verince azma, geri alınca kızma..." İncinmemek; hayatın akışını, insanların eksikliklerini ve değişen şartları olgunlukla kucaklayabilmekten geçer. Karşımızdakinin kusurunu şahsımıza yapılmış bir saldırı olarak görmek yerine, onun da bir insan olduğunu hatırlayarak gönlümüzü müsamaha ile koruyabilmektir. Hayata ve insanlara "Sahibi hürmetine..." bakabildiğimizde, beklentilerimiz hafifler ve kalbimiz incinmelere karşı bir zırh kazanır.
İlişkileri sağlam tutan şey süslü laflar değil, işte bu sessiz ve beklentisiz nazik duruştur. Ne küçük bir meyve için dalı kırmaya değer, ne de dikene takılıp gülü incitmeye...
İncitmeden sevebildiğimiz, incinmeden anlayabildiğimiz incelikte bir gönül dili yakalamak en büyük dileğimiz olsun.
Yunus Emre'nin o güzel şiirini yazarak sevgi ile kalmak dileğiyle...
İNCİTME GÖNÜL
Çiçeklerle hoş geçin, balı incitme gönül.
Bir küçük meyve için, dalı incitme gönül.
Başın olsa da yüksek, gözün enginde gerek,
Kibirle yürüyerek yolu incitme gönül!
Mevlâ verince azma, geri alınca kızma,
Tülen ocağı bozma, külü incitme gönül.
Dokunur gayretine, karışma hikmetine
Sahibi hürmetine, kulu incitme gönül.
Sevmekten geri kalma, yapan ol, yıkan olma
Sevene diken olma, gülü incitme gönül.
Konuşmak bize mahsus, olsa da bir güzel süs,
Ya hayır de, ya da sus, dili incitme gönül.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Esma Kalkan
GÜLÜ İNCİTME GÖNÜL
Herkese merhaba,
Geçenlerde WhatsApp durumunda gezinirken bir paylaşım gördüm: Yunus Emre'nin "İncitme Gönül" şiiri... Herkesin hiç olmazsa bir kere okuduğu, aşina olduğu bir şiir. Bu şiirde sağlıklı ve içten ilişkilerin nasıl olması gerektiğini ve nasıl yürütülmesi gerektiğinin güzel bir özetini geçtiğini düşünüyorum. İlişkileri doğru yürütmenin tek ve önemli bir ilkesi var: İncitmemek...
Peki, incitmemek gerçekten o kadar kolay mı? Gündelik hayatın koşturmacası, ego, anlık öfkeler ve beklentiler arasında bir gönlü incitmeden tutabilmek nasıl mümkün olur?
Yunus Emre aslında bu sorunun cevabını dize dize önümüze seriyor
Nasıl İncitmeyiz?
"Bir küçük meyve için, dalı incitme gönül." diyor Yunus. İncitmemek; anlık heveslerimiz, küçük çıkarlarımız veya haklı çıkma arzumuz uğruna sevdiklerimizin kalbini kırmamayı seçmektir. Ne yazık ki insan ilişkilerini çıkar, fayda ve beklenti üzerine kurduğumuzda sadece karşı tarafı incitmekle kalmıyoruz; kendi ruhumuzu da samimiyetten uzaklaştırıp yalnızlaştırıyoruz. Hesabi olan ilişkiler, zamanla içimizde sürekli bir kaygı, güvensizlik ve psikolojik bir yorgunluk biriktirir. Karşımızdakini bir araç gibi gördükçe hem onun kalbini harcamış oluruz hem de kendi zihnimizi tükenmişliğe ve huzursuzluğa sürükleriz. Kendi üstünlüğümüzü ya da kazancımızı kanıtlama telaşına düşmeden, "Kibirle yürüyerek yolu incitme gönül" diyebilme olgunluğudur asıl olan... Bazen tek bir acı sözün veya çıkar hesabının yılların emeğini yıkabileceğini bilip, "Ya hayır de, ya da sus, dili incitme gönül" düsturuyla kelimelerimizi özenle seçebilmektir. İncitmemek, sevginin sorumluluğunu alıp çıkarsızca, yıkıcı değil daima yapıcı olabilmektir.
Nasıl İncinmeyiz?
Madalyonun bir de diğer yüzü var: İncinmemek... Başkalarını incitmemeye çalışırken kendi ruhumuzu nasıl koruyacağız? Şiir bu noktada da derin bir kabullenişi işaret ediyor: "Mevlâ verince azma, geri alınca kızma..." İncinmemek; hayatın akışını, insanların eksikliklerini ve değişen şartları olgunlukla kucaklayabilmekten geçer. Karşımızdakinin kusurunu şahsımıza yapılmış bir saldırı olarak görmek yerine, onun da bir insan olduğunu hatırlayarak gönlümüzü müsamaha ile koruyabilmektir. Hayata ve insanlara "Sahibi hürmetine..." bakabildiğimizde, beklentilerimiz hafifler ve kalbimiz incinmelere karşı bir zırh kazanır.
İlişkileri sağlam tutan şey süslü laflar değil, işte bu sessiz ve beklentisiz nazik duruştur. Ne küçük bir meyve için dalı kırmaya değer, ne de dikene takılıp gülü incitmeye...
İncitmeden sevebildiğimiz, incinmeden anlayabildiğimiz incelikte bir gönül dili yakalamak en büyük dileğimiz olsun.
Yunus Emre'nin o güzel şiirini yazarak sevgi ile kalmak dileğiyle...
İNCİTME GÖNÜL
Çiçeklerle hoş geçin, balı incitme gönül.
Bir küçük meyve için, dalı incitme gönül.
Başın olsa da yüksek, gözün enginde gerek,
Kibirle yürüyerek yolu incitme gönül!
Mevlâ verince azma, geri alınca kızma,
Tülen ocağı bozma, külü incitme gönül.
Dokunur gayretine, karışma hikmetine
Sahibi hürmetine, kulu incitme gönül.
Sevmekten geri kalma, yapan ol, yıkan olma
Sevene diken olma, gülü incitme gönül.
Konuşmak bize mahsus, olsa da bir güzel süs,
Ya hayır de, ya da sus, dili incitme gönül.