Çizgi filmlerde, Şirinler'in evlerinde ya da masal kitaplarında gördüğümüz o üstü beyaz benekli, parlak kırmızı şapkalı mantarı hepimiz biliriz. İşte bu mantara bilim dünyasında Amanita muscaria, halk arasında Sinek Mantarı, Rusça ve Slav dillerinde ise Mukomor (Мухомор) denir.
Ormanın Sovyet psikofarmakolojisinin uzun süre gizli dosyalar altında incelediği bir diğer unsur ise Mukomor, yani kırmızı şapkalı, beyaz benekli o meşhur sinek mantarıydı. Batı tıbbı için bu mantar ölümcül bir zehirden ibaretken, Sibirya’nın yerel kabileleri (özellikle Çukçiler ve Koryaklar) için başka bir boyuta açılan kapıydı.
Şamanlar bu mantarı doğrudan yemezlerdi; bitkinin zehrini süzmenin çok daha ekstrem ve tuhaf bir yolunu bulmuşlardı. Mantarı yiyen geyiklerin idrarını biriktirir ve bunu içerlerdi. Çünkü vücut, mantarın ölümcül zehrini karaciğerde süzüyor ama geriye sadece zihni açan, kas ağrılarını yok eden ve insanı acıya karşı tamamen duyarsızlaştıran psikoaktif maddeleri bırakıyordu. Avcılar, bu idrarı içerek ormanın dondurucu gecelerinde hiç uyumadan, kurtların izini sürerek günlerce yürüyebiliyorlardı.
Mukomor mantarını doğada başka bir mantarla karıştırmak oldukça zordur, çünkü adeta "ben buradayım" diye bağırır.
Bebeklik Hali: Mantar topraktan ilk çıktığında kırmızı değildir. Beyaz, yuvarlak bir yumurtaya benzer. Dışında koruyucu bir zar vardır.
Büyüme Hali: Mantar büyüdükçe üstündeki o beyaz zar yırtılır. Şapkası genişler ve altındaki parlak kırmızı (bazen turuncu) renk ortaya çıkar.
Beyaz Benekler: Şapkanın üzerindeki o meşhur beyaz noktalar, aslında mantar büyürken yırtılan o beyaz zarın şapkanın üstünde kalan parçalarıdır. Yani mantarın kendi deseni değil, eski kabuğunun kalıntılarıdır. Yağmur yağdığında bu benekler bazen yıkanıp yok olabilir.
En çok merak edilen soru şudur: Bu mantarı yersek ölür müyüz?
Mukomor, diğer bazı ölümcül mantarlar (örneğin "Ölüm Meleği" mantarı) gibi insan organlarını (karaciğer ve böbreği) doğrudan iflas ettirerek hızlıca öldüren bir mantar değildir. Ancak çok ciddi bir sinir sistemi zehiridir.
İçinde iki ana madde bulunur:
İbotenik Asit: Mantar taze iken bu madde yoğundur. Mideyi çok kötü altüst eder, şiddetli kusma ve karın ağrısı yapar.
Müsimol: Mantar kurutulduğunda ibotenik asit müsimole dönüşür. Bu madde doğrudan beyne etki eder.
Yenirse Ne Olur? (Zehirlenme Belirtileri)
Yenildikten yaklaşık 30 ila 90 dakika sonra etkileri başlar:
Kişi kendini sarhoş gibi hisseder.
Halüsinasyonlar başlar: Olmayan sesler duyulur, renkler çok parlak görünür. Nesneler olduğundan çok daha büyük ya da çok daha küçük algılanır (buna "Alice Harikalar Diyarında" sendromu denir).
Kas seğirmeleri, çırpınma ve nöbetler görülebilir.
Son aşamada kişi çok derin, kabuslarla dolu bir uykuya dalar. Uyandığında genellikle hiçbir şey hatırlamaz ve şiddetli bir baş ağrısı çeker.
Özetle: Doğrudan öldürmese de kalıcı psikolojik hasarlara, komaya veya doz aşımında kalbin durmasına neden olabilir. Bu yüzden kesinlikle uzak durulmalıdır.
Özellikle çam, huş ve göknar ağaçlarının köklerine yapışarak yaşar. Ağaçla arasında bir ticaret vardır: Mantar, ağacın köklerinin ulaşamadığı derinliklerdeki suyu ve mineralleri toplayıp ağaca verir. Ağaç da buna karşılık mantara kendi ürettiği şeker ve besinleri aktarır. Yani Mukomor ormandaki ağaçların büyümesine yardımcı olur.
Kültürel Tarihi ve Noel Baba Bağlantısı
Mukomor mantarı, insanlık tarihini ve kültürünü gizliden gizliye en çok etkileyen canlılardan biridir.
Şamanların Ritüelleri: Sibirya'da yaşayan eski şamanlar, bu mantarın zehrini (özel işlemlerle etkisini azaltarak) ayinlerde kullanırlardı. Mantarı yiyerek transa geçer, ruhlarla konuştuklarını ve geleceği gördüklerini iddia ederlerdi.
Noel Baba Efsanesi: Pek çok araştırmacı, bugün bildiğimiz Noel Baba figürünün bu mantardan çıktığını söyler. Sibirya'daki şamanlar kışın bu mantarları toplar, kurutur ve geyiklerin çektiği kızaklarla ev ev dolaşıp insanlara hediye ederlerdi. Kar yüzünden evlerin kapıları kapalı olduğunda, şamanlar evlerin bacalarından içeri girerlerdi. Üstelik şamanların giysileri de bu mantar gibi kırmızı ve beyazdı.
Uçan Geyikler: Geyikler bu mantara bayılırlar. Mantarı yiyen geyiklerin uyuşup garip şekillerde zıplaması, "Noel Baba'nın uçan geyikleri" efsanesine ilham kaynağı olmuştur.
Mukomor mantarı; ormanlar için faydalı bir dost, sinekler için ölümcül bir tuzak, şamanlar için kutsal bir araç ve bizler için ise kesinlikle uzak durulması, sadece uzaktan fotoğrafı çekilmesi gereken tehlikeli bir doğa harikasıdır.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Doç. Dr. Hasan Özdemir
MUKOMOR (AMANİTA MUSCARİA) MANTARI
Çizgi filmlerde, Şirinler'in evlerinde ya da masal kitaplarında gördüğümüz o üstü beyaz benekli, parlak kırmızı şapkalı mantarı hepimiz biliriz. İşte bu mantara bilim dünyasında Amanita muscaria, halk arasında Sinek Mantarı, Rusça ve Slav dillerinde ise Mukomor (Мухомор) denir.
Ormanın Sovyet psikofarmakolojisinin uzun süre gizli dosyalar altında incelediği bir diğer unsur ise Mukomor, yani kırmızı şapkalı, beyaz benekli o meşhur sinek mantarıydı. Batı tıbbı için bu mantar ölümcül bir zehirden ibaretken, Sibirya’nın yerel kabileleri (özellikle Çukçiler ve Koryaklar) için başka bir boyuta açılan kapıydı.
Şamanlar bu mantarı doğrudan yemezlerdi; bitkinin zehrini süzmenin çok daha ekstrem ve tuhaf bir yolunu bulmuşlardı. Mantarı yiyen geyiklerin idrarını biriktirir ve bunu içerlerdi. Çünkü vücut, mantarın ölümcül zehrini karaciğerde süzüyor ama geriye sadece zihni açan, kas ağrılarını yok eden ve insanı acıya karşı tamamen duyarsızlaştıran psikoaktif maddeleri bırakıyordu. Avcılar, bu idrarı içerek ormanın dondurucu gecelerinde hiç uyumadan, kurtların izini sürerek günlerce yürüyebiliyorlardı.
Mukomor mantarını doğada başka bir mantarla karıştırmak oldukça zordur, çünkü adeta "ben buradayım" diye bağırır.
Bebeklik Hali: Mantar topraktan ilk çıktığında kırmızı değildir. Beyaz, yuvarlak bir yumurtaya benzer. Dışında koruyucu bir zar vardır.
Büyüme Hali: Mantar büyüdükçe üstündeki o beyaz zar yırtılır. Şapkası genişler ve altındaki parlak kırmızı (bazen turuncu) renk ortaya çıkar.
Beyaz Benekler: Şapkanın üzerindeki o meşhur beyaz noktalar, aslında mantar büyürken yırtılan o beyaz zarın şapkanın üstünde kalan parçalarıdır. Yani mantarın kendi deseni değil, eski kabuğunun kalıntılarıdır. Yağmur yağdığında bu benekler bazen yıkanıp yok olabilir.
En çok merak edilen soru şudur: Bu mantarı yersek ölür müyüz?
Mukomor, diğer bazı ölümcül mantarlar (örneğin "Ölüm Meleği" mantarı) gibi insan organlarını (karaciğer ve böbreği) doğrudan iflas ettirerek hızlıca öldüren bir mantar değildir. Ancak çok ciddi bir sinir sistemi zehiridir.
İçinde iki ana madde bulunur:
İbotenik Asit: Mantar taze iken bu madde yoğundur. Mideyi çok kötü altüst eder, şiddetli kusma ve karın ağrısı yapar.
Müsimol: Mantar kurutulduğunda ibotenik asit müsimole dönüşür. Bu madde doğrudan beyne etki eder.
Yenirse Ne Olur? (Zehirlenme Belirtileri)
Yenildikten yaklaşık 30 ila 90 dakika sonra etkileri başlar:
Kişi kendini sarhoş gibi hisseder.
Halüsinasyonlar başlar: Olmayan sesler duyulur, renkler çok parlak görünür. Nesneler olduğundan çok daha büyük ya da çok daha küçük algılanır (buna "Alice Harikalar Diyarında" sendromu denir).
Kas seğirmeleri, çırpınma ve nöbetler görülebilir.
Son aşamada kişi çok derin, kabuslarla dolu bir uykuya dalar. Uyandığında genellikle hiçbir şey hatırlamaz ve şiddetli bir baş ağrısı çeker.
Özetle: Doğrudan öldürmese de kalıcı psikolojik hasarlara, komaya veya doz aşımında kalbin durmasına neden olabilir. Bu yüzden kesinlikle uzak durulmalıdır.
Özellikle çam, huş ve göknar ağaçlarının köklerine yapışarak yaşar. Ağaçla arasında bir ticaret vardır: Mantar, ağacın köklerinin ulaşamadığı derinliklerdeki suyu ve mineralleri toplayıp ağaca verir. Ağaç da buna karşılık mantara kendi ürettiği şeker ve besinleri aktarır. Yani Mukomor ormandaki ağaçların büyümesine yardımcı olur.
Kültürel Tarihi ve Noel Baba Bağlantısı
Mukomor mantarı, insanlık tarihini ve kültürünü gizliden gizliye en çok etkileyen canlılardan biridir.
Şamanların Ritüelleri: Sibirya'da yaşayan eski şamanlar, bu mantarın zehrini (özel işlemlerle etkisini azaltarak) ayinlerde kullanırlardı. Mantarı yiyerek transa geçer, ruhlarla konuştuklarını ve geleceği gördüklerini iddia ederlerdi.
Noel Baba Efsanesi: Pek çok araştırmacı, bugün bildiğimiz Noel Baba figürünün bu mantardan çıktığını söyler. Sibirya'daki şamanlar kışın bu mantarları toplar, kurutur ve geyiklerin çektiği kızaklarla ev ev dolaşıp insanlara hediye ederlerdi. Kar yüzünden evlerin kapıları kapalı olduğunda, şamanlar evlerin bacalarından içeri girerlerdi. Üstelik şamanların giysileri de bu mantar gibi kırmızı ve beyazdı.
Uçan Geyikler: Geyikler bu mantara bayılırlar. Mantarı yiyen geyiklerin uyuşup garip şekillerde zıplaması, "Noel Baba'nın uçan geyikleri" efsanesine ilham kaynağı olmuştur.
Mukomor mantarı; ormanlar için faydalı bir dost, sinekler için ölümcül bir tuzak, şamanlar için kutsal bir araç ve bizler için ise kesinlikle uzak durulması, sadece uzaktan fotoğrafı çekilmesi gereken tehlikeli bir doğa harikasıdır.