VUSLAT, RUHUN DÜNYA HAYATINDA İKEN ALLAH’A ULAŞTIRILMASIDIR.

Yazının Giriş Tarihi: 31.07.2026 14:52
Yazının Güncellenme Tarihi: 31.07.2026 14:53

Hep vuslat, vuslat derler. Nedir vuslat? Vuslat, ruhun Allah'a vasıl edilmesi, ulaştırılmasıdır. Tasavvuf kitaplarını incelediğiniz zaman her evliyanın böyle bir talebinin var olduğunu görürsünüz. Talebi olanların da mutlaka Allah’a ulaştıklarını görürsünüz.

Ruhumuz Allah’tan gelen ve Allah’a dönecek olan, bizdeki bir emanettir. Ruhumuzun dünya hayatını yaşarken Allah’a ulaşması, Kur’ân-ı Kerim’de üzerimize 12 defa farz kılınmıştır. Allah'a doğru ruhun bir yolculuğu söz konusudur: 7 tane gök katını birer birer aşacaktır. 7. katta 7 tane âlemden geçtikten sonra ruh Allah'ın Zat’ına ulaşacak ve Allah'ın Zat’ında fâni olacaktır, yok olacaktır. Bu sebeple bu noktadaki işleme fenâfillah deniyor: “Fenâ: Fâni olmak. Fî: İçinde. Allah.”

Ruhumuzun Allah’a ulaşması, evliyadan biri olmanızı ifade eder. Hep derler ki: “Evliya mı? Ha, onlar eskidenmiş. Bu zamanda evliya mı olurmuş?” Onlara deyin ki: “Evet. Bu zamanda da evliya olunur. Allahû Tealâ öyle söylüyor.” Velî; dost demek, evliya; dostlar demek. Allah sizleri dost edinmek istiyor. Bunun için sizden istediği tek şey ise kalpten bir dilek: Allah’a ulaşmayı dilemek.

Diyeceksiniz ki: “Ey Yüce Allah’ım, ben Seni çok seviyorum. Dünya hayatını yaşarken Sana ulaşmak istiyorum. Senin ermiş evliyandan birisi olmak istiyorum.” Kalpten dilediğiniz takdirde Allahû Tealâ ruhunuzu Kendisinin ulaştıracağını Şûrâ-13’te garanti ediyor: “...Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).”

Nasıl mı Allah ruhunuzu Kendisine ulaştıracak? Ne zaman ruhunuzu Allah’a ulaştırmayı dilerseniz, Allahû Tealâ anında bu talebi işitir, bilir ve görür. Üzerine derhâl Rahîm esmasıyla tecelli eder. Bu tecelli üzerine görme, işitme ve idrak etme hassalarınızı ve uzuvlarınızı çalışır hale getirir. Sizi artık irşad makamını gören, işiten, idrak eden bir hüviyete kavuşturur. Sonra kalbinize, zikir yapmanıza paralel olarak %2 rahmet nuru gönderir. Bu %2 rahmet nuru sizi huşû sahibi kılar. O zaman hacet namazı kılarak Allah’tan mürşidinizi sorma yetkisinin sahibi olursunuz ve Allah size mürşidinizi mutlaka gösterir. Mürşidinizden aldığınız zikir dersiyle nefs tezkiyesi başlar ve ruhunuz Sıratı Mustakîm üzerinden Allah’a doğru seyri sülûk’a başlar.

Ruhun ölmeden evvel Allah'a ulaşması ancak nefsin tezkiyesiyle mümkündür. Nefs tezkiyesi, nefsin kalbinde afetlerin yerini %51 oranında; (%2’si rahmet olmak üzere) fazılların almasıdır.

24/NÛR-21: "...Ve eğer Allah’ın rahmeti ve fazlı sizin üzerinize olmasaydı (nefsinizin kalbine yerleşmeseydi), içinizden hiçbiri ebediyyen nefsini tezkiye edemezdi. Lâkin Allah, dilediğinin nefsini tezkiye eder..."

Rahmet ve fazl nurlarının kalbimize ulaşmasını sağlayan faktör zikirdir.

57/HADÎD-16: "Allah'ın zikri ile ve Hakk’tan inen şeyle (Allah’ın nurları ile), âmenû olanların (Allah’a ulaşmayı dileyenlerin) kalplerinin huşû duyma zamanı gelmedi mi?..."

“Allah’ın zikri ile Hakk’tan inen şey” Allah’ın rahmet ve fazl nurlarıdır. Zikir, bir şifre gibi Allah’ın nurlarının nefsin kalbine gelmesine sebep olur.

39/ZUMER-23: Allah, ihdas ettiği (nurların) ahsen olanlarını (rahmet, fazl ve salâvât), ikişer ikişer (salâvât-rahmet ve salâvât-fazl), Kitab’a müteşâbih (benzer) olarak indirdi. Rab’lerinden huşû duyanların ciltleri ondan ürperir. Sonra onların ciltleri ve kalpleri Allah’ın zikriyle yumuşar, sükûnet bulur (yatışır). İşte bu, Allah’ın hidayetidir, dilediğini onunla hidayete erdirir. Ve Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için bir hidayetçi yoktur.

Nefs tezkiyesi ile ruh Allah'a ulaşır.

35/FÂTIR-18: "...Ve kim tezkiye olursa (nefsini tezkiye ederse), o takdirde bunu sadece kendi nefsi için yapar. Ve dönüş (varış) Allah’adır (Nefs tezkiyesi ile ruh Allah’a döner, ulaşır)."

Kişinin ruhu Allah’tan gelen bir emanettir ve bu emanet sahibine geri döndürülmüş, sahibine vasıl olmuştur. Kişi vasıl olduğu için vuslata ermiştir. Yani ermiştir. Türkçedeki adı da “ermiştir” kişinin. Allah’ın bütün evliyasına (velîlerine) Türkçe’de “ermiş” denir. Arapçası “evliya” kelimesidir. “Dost” mânâsına gelir. “Velî” kelimesi; dost demek, evliya da onun çoğuludur (velîler). Öyleyse vuslat olayının bizi ulaştıracağı yer, Allah’ın evliyası olmaktır.

10/YÛNUS-62: Muhakkak ki Allah’ın evliyasına (dostlarına), korku yoktur. Onlar, mahzun olmazlar, öyle değil mi?

10/YÛNUS-63: Onlar, âmenûdurlar (ölmeden evvel Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir) ve takva sahibi olmuşlardır.

10/YÛNUS-64: Onlara, dünya hayatında ve ahirette müjdeler (mutluluklar) vardır. Allah’ın sözü değişmez. İşte O, fevz-ül azîmdir.

Hepinizin Allah’ın evliyasından biri olmak şerefine nail olmanızı Yüce Rabbimizden diliyoruz. Unutmayın, bu bir tek dileğinize bağlı: Allah’a ulaşmayı dileyin ve mutluluğun kapısından girin. Allah razı olsun.

DR. ABDULCABBAR BORAN

acboran.com

ibrahimlive.com

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.