SAHÂBEYİ SAHÂBE YAPAN SIR, KUR’ÂN’IN BÜTÜNÜNÜ YAŞAMAKTIR
Yazının Giriş Tarihi: 13.02.2026 11:51
Yazının Güncellenme Tarihi: 13.02.2026 11:52
Kâinatı mutluluğa ulaştıracak olan Kur’ân-ı Kerim, Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimize indirilmiştir. O peygamberlerin mührüdür ve yaratılmışların içinde Allah’ın en sevgilisidir. Bundan 14 asır evvel sahâbe, Peygamber Efendimiz (S.A.V)’le birlikte Kur’ân’ın bütününü yaşamışlar ve neticede de hepsi birer hidayet güneşi olmuşlardır.
Allahû Tealâ buyuruyor ki:
3/ÂLİ İMRÂN-119: İşte siz (mü'minler) böylesiniz, siz onları seversiniz ve onlar sizi sevmezler ve siz kitabın tamamına îmân edersiniz…
Kur’ân-ı Kerim’in bütünü 7 safha ve 4 teslimden oluşur. Allahû Tealâ hepimizin üzerine bu 7 safha ve 4 teslimi farz kılmıştır. Ve yetmez, sahâbenin de bu safhaların hepsini yerine getirdiğini âyet be âyet bizlere açıklamıştır.
1- Kur’ân-ı Kerim’de Allah’a ulaşmayı dilemek farz kılınmıştır. Bütün sahâbe bu emri yerine getirerek Allah’a ulaşmayı dilemişledir.
30/RÛM-31: O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın. 39/ZUMER-17 Ve onlar ki; taguta (insan ve cin şeytanlara) kul olmaktan içtinap ettiler (kaçındılar, kendilerini kurtardılar). Çünkü Allah’a yöneldiler (Allah’a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır. Öyleyse kullarımı müjdele!
2- Kur’ân-ı Kerim’de mürşide tâbiiyet farz kılınmıştır. Sahâbe kâinatın en büyük mürşidine; Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e tâbî olmuşlardır.
5/MÂİDE-35: Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler); Allah’a karşı takva sahibi olun ve O’na ulaştıracak vesileyi isteyin… 48/FETİH-10: Muhakkak ki onlar, sana tâbî oldukları zaman Allah’a tâbî olurlar. Onların ellerinin üzerinde (Allah senin bütün vücudunda tecelli ettiği için ellerinde de tecelli etmiş olduğundan) Allah’ın eli vardır…
3- Kur’ân-ı Kerim’de ruhumuzun biz ölmeden evvel Allah’a teslimi farz kılınmıştır. Sahâbe ruhlarını Allah’a ulaştırarak hidayete ermişlerdir (1. teslim).
89/FECR-28: Rabbine dön (Allah’tan) razı olarak ve Allah’ın rızasını kazanmış olarak! 39/ZUMER-18: Onlar, sözü işitirler, böylece onun ahsen olanına tâbî olurlar. İşte onlar, Allah’ın hidayete erdirdikleridir. Ve işte onlar; onlar ulûl’elbabtır (daimî zikrin sahipleri).
4- Kur’ân-ı Kerim’de fizik vücudun Allah’a teslimi farz kılınmıştır. Bütün sahâbe fizik vücutlarını Allah’a teslim etmişlerdir (2. teslim).
36/YÂSÎN-60: Ey Âdemoğulları! Ben, sizlerden şeytana kul olmayacağınıza dair ahd almadım mı? Muhakkak ki o (şeytan), size apaçık bir düşmandır.
36/YÂSÎN-61: Ve Ben, sizden Bana kul olmanıza (dair ahd almadım mı?) Bu da Sıratı Mustakîm (üzerinde bulunmak)tır.
3/ÂLİ İMRÂN-20: Bundan sonra eğer seninle tartışırlarsa o zaman onlara de ki: “Ben ve bana
tâbi olanlar vechimizi (fizik vücudumuzu) Allah'a teslim ettik…”
5- Kur’ân-ı Kerim’de nefsin Allah’a teslimi farz kılınmıştır. Bütün sahâbe nefslerini Allah’a teslim etmişlerdir (3. teslim).
5/MÂİDE-105: Ey âmenû olanlar! Nefsleriniz, üzerinizedir (nefsinizin sorumluluğu üzerinize borçtur)...
Nefslerini teslim edenler, daimî zikre ulaşarak ulûl’elbab olanlardır. Bütün sahâbe Zumer-18’e göre ulûl’elbab olmuşlardır.
6- Kur’ân-ı Kerim’de muhlis olmak (ihlâsa ulaşmak) farz kılınmıştır. Bütün sahâbe ihlâsa ulaşmışlardır.
98/BEYYİNE-5: Ve onlar, Allah için hanifler olarak dînde halis kullar olmaktan (nefslerini halis kılmaktan) ve namazı ikame etmekten ve zekâtı vermekten başka bir şeyle emrolunmadılar. İşte kayyum dîn (kıyâmete kadar devam edecek dîn) budur.
7- Kur’ân-ı Kerim’de iradenin Allah’a teslim edilmesi farz kılınmıştır. Bütün sahâbe iradelerini de Allah’a teslim ederek salâh makamına ulaşmışlardır (4. teslim).
3/ÂLİ İMRÂN-102: Ey âmenû olanlar, Allah’a karşı “O’nun hak takvası” ile (bi hakkın takva, en üst derece takva ile) takva sahibi olun! Ve sakın siz, (Allah’a) teslim olmadan ölmeyin!
9/TEVBE-100: O sabikûn-el evvelîn (evvelki hayırlarda yarışanlardan salâh makamında iradesini Allah'a teslim ederek irşada memur ve mezun kılınanlar); onların bir kısmı muhacirînden (Mekke'den Medine'ye göç edenlerden) bir kısmı ensardan (Medine'deki yardımcılardan) ve bir kısmı da onlara (ensar ve muhacirîne) ihsanla tâbî olanlardandı. (Sahâbe irşad makamına sahip oldukları için onlara tâbî olundu). Allah, onlardan razı ve onlar da O'ndan (Allah'tan) razıdır. Onlara Allah, altlarından ırmaklar akan cennetler hazırladı ve orada ebediyyen kalacaklardır. İşte bu, en büyük (azîm) mükâfattır.
Bütün bu âyetlerden açıkça anlaşılıyor ki sahâbe hidayetin bütün safhalarını gerçekleştirerek, başkalarını da hidayete erdirecek seviyeye ulaşmışlardır. Peygamber Efendimiz (S.A.V) de bu minvalde: “Benim sahâbem gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine tâbi olursanız hidayete erersiniz.” buyurmuşlardır.
Sizlerin de Kur’ân’ın bütününe tâbî olarak bütün bu safhaları birer birer gerçekleştirmenizi, Yüce Rabbimizden diliyoruz. Sizleri çok ama çok seviyoruz.
DR. ABDULCABBAR BORAN
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
DR. ABDULCABBAR BORAN
SAHÂBEYİ SAHÂBE YAPAN SIR, KUR’ÂN’IN BÜTÜNÜNÜ YAŞAMAKTIR
Kâinatı mutluluğa ulaştıracak olan Kur’ân-ı Kerim, Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimize indirilmiştir. O peygamberlerin mührüdür ve yaratılmışların içinde Allah’ın en sevgilisidir. Bundan 14 asır evvel sahâbe, Peygamber Efendimiz (S.A.V)’le birlikte Kur’ân’ın bütününü yaşamışlar ve neticede de hepsi birer hidayet güneşi olmuşlardır.
Allahû Tealâ buyuruyor ki:
3/ÂLİ İMRÂN-119: İşte siz (mü'minler) böylesiniz, siz onları seversiniz ve onlar sizi sevmezler ve siz kitabın tamamına îmân edersiniz…
Kur’ân-ı Kerim’in bütünü 7 safha ve 4 teslimden oluşur. Allahû Tealâ hepimizin üzerine bu 7 safha ve 4 teslimi farz kılmıştır. Ve yetmez, sahâbenin de bu safhaların hepsini yerine getirdiğini âyet be âyet bizlere açıklamıştır.
1- Kur’ân-ı Kerim’de Allah’a ulaşmayı dilemek farz kılınmıştır. Bütün sahâbe bu emri yerine getirerek Allah’a ulaşmayı dilemişledir.
30/RÛM-31: O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.
39/ZUMER-17 Ve onlar ki; taguta (insan ve cin şeytanlara) kul olmaktan içtinap ettiler (kaçındılar, kendilerini kurtardılar). Çünkü Allah’a yöneldiler (Allah’a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır. Öyleyse kullarımı müjdele!
2- Kur’ân-ı Kerim’de mürşide tâbiiyet farz kılınmıştır. Sahâbe kâinatın en büyük mürşidine; Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e tâbî olmuşlardır.
5/MÂİDE-35: Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler); Allah’a karşı takva sahibi olun ve O’na ulaştıracak vesileyi isteyin…
48/FETİH-10: Muhakkak ki onlar, sana tâbî oldukları zaman Allah’a tâbî olurlar. Onların ellerinin üzerinde (Allah senin bütün vücudunda tecelli ettiği için ellerinde de tecelli etmiş olduğundan) Allah’ın eli vardır…
3- Kur’ân-ı Kerim’de ruhumuzun biz ölmeden evvel Allah’a teslimi farz kılınmıştır. Sahâbe ruhlarını Allah’a ulaştırarak hidayete ermişlerdir (1. teslim).
89/FECR-28: Rabbine dön (Allah’tan) razı olarak ve Allah’ın rızasını kazanmış olarak!
39/ZUMER-18: Onlar, sözü işitirler, böylece onun ahsen olanına tâbî olurlar. İşte onlar, Allah’ın hidayete erdirdikleridir. Ve işte onlar; onlar ulûl’elbabtır (daimî zikrin sahipleri).
4- Kur’ân-ı Kerim’de fizik vücudun Allah’a teslimi farz kılınmıştır. Bütün sahâbe fizik vücutlarını Allah’a teslim etmişlerdir (2. teslim).
36/YÂSÎN-60: Ey Âdemoğulları! Ben, sizlerden şeytana kul olmayacağınıza dair ahd almadım mı? Muhakkak ki o (şeytan), size apaçık bir düşmandır.
36/YÂSÎN-61: Ve Ben, sizden Bana kul olmanıza (dair ahd almadım mı?) Bu da Sıratı Mustakîm (üzerinde bulunmak)tır.
3/ÂLİ İMRÂN-20: Bundan sonra eğer seninle tartışırlarsa o zaman onlara de ki: “Ben ve bana
tâbi olanlar vechimizi (fizik vücudumuzu) Allah'a teslim ettik…”
5- Kur’ân-ı Kerim’de nefsin Allah’a teslimi farz kılınmıştır. Bütün sahâbe nefslerini Allah’a teslim etmişlerdir (3. teslim).
5/MÂİDE-105: Ey âmenû olanlar! Nefsleriniz, üzerinizedir (nefsinizin sorumluluğu üzerinize borçtur)...
Nefslerini teslim edenler, daimî zikre ulaşarak ulûl’elbab olanlardır. Bütün sahâbe Zumer-18’e göre ulûl’elbab olmuşlardır.
6- Kur’ân-ı Kerim’de muhlis olmak (ihlâsa ulaşmak) farz kılınmıştır. Bütün sahâbe ihlâsa ulaşmışlardır.
98/BEYYİNE-5: Ve onlar, Allah için hanifler olarak dînde halis kullar olmaktan (nefslerini halis kılmaktan) ve namazı ikame etmekten ve zekâtı vermekten başka bir şeyle emrolunmadılar. İşte kayyum dîn (kıyâmete kadar devam edecek dîn) budur.
2/BAKARA-139: …Ve biz, O'na muhlis olanlarız (dîni O’na hâlis kılanlarız).”
7- Kur’ân-ı Kerim’de iradenin Allah’a teslim edilmesi farz kılınmıştır. Bütün sahâbe iradelerini de Allah’a teslim ederek salâh makamına ulaşmışlardır (4. teslim).
3/ÂLİ İMRÂN-102: Ey âmenû olanlar, Allah’a karşı “O’nun hak takvası” ile (bi hakkın takva, en üst derece takva ile) takva sahibi olun! Ve sakın siz, (Allah’a) teslim olmadan ölmeyin!
9/TEVBE-100: O sabikûn-el evvelîn (evvelki hayırlarda yarışanlardan salâh makamında iradesini Allah'a teslim ederek irşada memur ve mezun kılınanlar); onların bir kısmı muhacirînden (Mekke'den Medine'ye göç edenlerden) bir kısmı ensardan (Medine'deki yardımcılardan) ve bir kısmı da onlara (ensar ve muhacirîne) ihsanla tâbî olanlardandı. (Sahâbe irşad makamına sahip oldukları için onlara tâbî olundu). Allah, onlardan razı ve onlar da O'ndan (Allah'tan) razıdır. Onlara Allah, altlarından ırmaklar akan cennetler hazırladı ve orada ebediyyen kalacaklardır. İşte bu, en büyük (azîm) mükâfattır.
Bütün bu âyetlerden açıkça anlaşılıyor ki sahâbe hidayetin bütün safhalarını gerçekleştirerek, başkalarını da hidayete erdirecek seviyeye ulaşmışlardır. Peygamber Efendimiz (S.A.V) de bu minvalde: “Benim sahâbem gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine tâbi olursanız hidayete erersiniz.” buyurmuşlardır.
Sizlerin de Kur’ân’ın bütününe tâbî olarak bütün bu safhaları birer birer gerçekleştirmenizi, Yüce Rabbimizden diliyoruz. Sizleri çok ama çok seviyoruz.
DR. ABDULCABBAR BORAN