RAMAZAN AYI’NDA KİMLER RAHMET VE MAĞFİRETLE MÜJDELENİR?
Yazının Giriş Tarihi: 20.02.2026 13:30
Yazının Güncellenme Tarihi: 20.02.2026 13:31
Allahû Tealâ’ya sonsuz hamd ve şükrederiz ki on bir ayın sultanı olan Ramazan’a bir kez daha kavuştuk sevgili kardeşlerim. Birlik ve beraberliğin doyasıya yaşandığı, yardımlaşmanın arttığı, kırgınların barıştığı, affın ve hoşgörünün zirveye çıktığı bu mukaddes ay hepimize mübarek olsun.
Ramazan ayı, Allahû Tealâ’nın bütün insanlığa bir lütfu, bir büyük ihsanıdır sevgili kardeşlerim. İnsanla Allah arasındaki ilişkileri kuvvetlendiren, gönüllerde Allah sevgisini coşturan, ibadetlerin büyük bir şevkle yapıldığı ayların en güzeli. Bu ay, bereket ayıdır. Bu ay, Allah’ı sevenlerin ayıdır. Bu ayda Allah için oruç tutulur. Kim Allah’ı seviyorsa o sevgi ona açlık hissettirmez. Kaldı ki oruç tutmak büyük bir zevktir, yetmez, vücudumuz için mutlak bir gerekliliktir. Hem fiziki hem de manevî anlamda vücudumuzu temizler.
Allahû Tealâ bütün insanlara orucu farz kılmıştır sevgili kardeşlerim.
2/BAKARA-183: Ey âmenû olanlar! Oruç, sizden öncekilerin üzerine yazıldığı (farz kılındığı) gibi sizin üzerinize de yazıldı (farz kılındı). Umulur ki böylece siz takva sahibi olursunuz.
Kur’ân-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı bu ay, bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesini de içinde barındırır. Ve hepimiz için bir müjdeler ayıdır. Ramazan ayında Allah için yaptığımız ibadetlerimiz, hizmetimiz, işlediğimiz bütün hayır hasenatımız Allah’ın indinde çok daha değerlidir ve bize çok şeyler kazandırır sevgili kardeşlerim.
Peygamber Efendimiz (S.A.V) bu minvalde buyuruyor ki: “Ramazan ayı öyle bir aydır ki başlangıcı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennem azabından kurtuluştur.”
Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) ne söylerse Kur’ân’dan söyler sevgili kardeşlerim, her sözü bir Kur’ân gerçeğini anlatır. Bu hadîs-i şerifinde de Allahû Tealâ’nın bizlere Kur’ân’da vazettiği müjdelere işaret etmiştir. Kim Ramazan’ı Allah’ın emrettiği istikamette idrak ederse o kişi kurtuluşa erenlerden olur.
Acaba ne yaparsak, nasıl yaparsak Ramazan bizim için bir kurtuluş vesilesi olur? Hadi gelin Kur’ân ışığında bu konuya değinelim. Ve her birimiz için bu Ramazan’ın diğerlerinden çok daha üstün ve bizi gerçek anlamda hidayete taşıyan bir Ramazan olmasını dileyelim.
Daha evvelki yazılarımızda defaatle anlattığımız gibi, Allahû Tealâ’nın dîni 7 safha 4 teslim üzerine bina edilmiştir. Bu safhaların ilki ve bizi Kur’ân’ın bütününü yaşamaya götürecek olan kilit noktası, ölmeden evvel Allah’a ulaşmayı dilememizdir. Bu dilek yoksa diğer safhaların hiçbirine ulaşamayız sevgili kardeşlerim. İslâm’ın beş şartını yerine getirmek, sadece vasıta emirleri yerine getirmek demektir ki Allah’a ulaşmayı dilemedikçe bu amellerimiz boşa gider (Kehf-105). Kaldı ki İslâm, ruhun, fizik vücudun, nefsin ve iradenin teslimini içeren hedef emirler ve bizi bu hedeflere taşıyacak olan vasıta emirlerden oluşur. Sadece Allah’a ulaşmayı dileyenler, Allahû Tealâ tarafından mürşidlerine ulaştırılırlar. Ve mürşidine ulaştığı noktada kişi için ruh, fizik vücut, nefs ve irade teslimi başlar. İbadetler bu yol üzere yardımcılarımızdır. Onlar vasıtadır, araçtır; hedef değildir sevgili kardeşlerim. Ancak bugünkü tatbikatta bu vasıta emirler içinde zikir eksiktir. Zikir yoksa hiç kimse manevî tekâmülünü gerçekleştiremez. Kur’ân-ı Kerim’de Allah’ın ismiyle zikretmemiz, çok zikretmemiz ve daimî zikirde olmamız farz kılınmıştır. (Muzzemmil-8, Ahzâb-41, Nisâ-103).
Kalbimizi temizleyecek olan tek anahtar zikirdir.
13/RAD-28: Onlar, âmenûdurlar ve kalpleri, Allah’ı zikretmekle mutmain olmuştur. Kalpler ancak; Allah’ı zikretmekle mutmain olur, öyle değil mi?
Zikrin bize fayda vermesi için gelin, içinde bulunduğumuz bu mukaddes Ramazan ayında evvela kalbî bir dilekle Allah’a ulaşmayı dileyelim sevgili kardeşlerim. Dileyelim ki manevî yolculuğumuz başlasın. Unutmayın ki siz Allah’a ulaşmayacaksınız, Allah sizi Kendisine ulaştıracak. Size düşen sadece: “Ey Yüce Allah’ım, ben de ruhumu Sana ulaştırmak istiyorum. Ne olur benim de ruhumu sana ulaştır.” şeklinde bir kalbî dileğiniz. Ne zaman bu dileğin sahibi olursanız Allah size Rahîm esmasıyla tecelli eder. Bu tecelli sizin kurtuluş kapınızdır ki Allah bütün günahlarınızı bu noktada örter. Tâbiiyetinizle birlikte ise örttüğü bütün günahlarınızı bir de sevaba çevirir. İşte Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in hadîs-i şerifinde ifade ettiği mağfiret budur, günahlarınızın iki defa affedilerek sevaba çevrilmesi.
8/ENFÂL-29 Ey âmenû olanlar! Allah’a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir. 25/FURKÂN-70: Ancak kim (mürşidi önünde) tövbe eder (böylece kalbine îmân yazılıp, îmânı artan) mü’min olur ve salih amel (nefs tezkiyesi) yaparsa, o taktirde işte onların, Allah seyyiatlerini (günahlarını) hasenata (sevaba) çevirir. Ve Allah, Gafur’dur (günahları sevaba çevirendir), Rahîm’dir (rahmet nuru gönderendir).
Allah’ın 1’e 10 derecat sistemi de tâbiiyetinizle birlikte değişir sevgili kardeşlerim. Seyr-i sülûk boyunca her yaptığınız sevaba karşı 1’e 100’den 1’e 700 kadar artarak devam eden derecelerin sahibi olursunuz. Günahlarınız ise misliyle cezalandırılır. Bu sebeple günahlarınızın bir daha sevaplarınızı aşması asla mümkün değildir. Mu’minûn-102’ye göre, kimin sevapları günahlarından fazla ise o kişinin gideceği yer ebediyyen kalmak üzere cennettir. İşte Peygamber Efendimiz (S.A.V), hadîs-i şerifinde bizlere bu gerçeği müjdelemiştir.
Eğer sizler de bu mukaddes ayda tutuğunuz orucunuzun ve diğer ibadetlerinizin sizi Allah’a teslime götürmesini istiyorsanız, mutlaka Allah’a ulaşmayı dilemelisiniz sevgili kardeşlerim. Dileyin ki Allah’ın rahmeti de mağfireti de üzerinize olsun. Allah hepinizden razı olsun.
DR. ABDULCABBAR BORAN
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
DR. ABDULCABBAR BORAN
RAMAZAN AYI’NDA KİMLER RAHMET VE MAĞFİRETLE MÜJDELENİR?
Allahû Tealâ’ya sonsuz hamd ve şükrederiz ki on bir ayın sultanı olan Ramazan’a bir kez daha kavuştuk sevgili kardeşlerim. Birlik ve beraberliğin doyasıya yaşandığı, yardımlaşmanın arttığı, kırgınların barıştığı, affın ve hoşgörünün zirveye çıktığı bu mukaddes ay hepimize mübarek olsun.
Ramazan ayı, Allahû Tealâ’nın bütün insanlığa bir lütfu, bir büyük ihsanıdır sevgili kardeşlerim. İnsanla Allah arasındaki ilişkileri kuvvetlendiren, gönüllerde Allah sevgisini coşturan, ibadetlerin büyük bir şevkle yapıldığı ayların en güzeli. Bu ay, bereket ayıdır. Bu ay, Allah’ı sevenlerin ayıdır. Bu ayda Allah için oruç tutulur. Kim Allah’ı seviyorsa o sevgi ona açlık hissettirmez. Kaldı ki oruç tutmak büyük bir zevktir, yetmez, vücudumuz için mutlak bir gerekliliktir. Hem fiziki hem de manevî anlamda vücudumuzu temizler.
Allahû Tealâ bütün insanlara orucu farz kılmıştır sevgili kardeşlerim.
2/BAKARA-183: Ey âmenû olanlar! Oruç, sizden öncekilerin üzerine yazıldığı (farz kılındığı) gibi sizin üzerinize de yazıldı (farz kılındı). Umulur ki böylece siz takva sahibi olursunuz.
Kur’ân-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı bu ay, bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesini de içinde barındırır. Ve hepimiz için bir müjdeler ayıdır. Ramazan ayında Allah için yaptığımız ibadetlerimiz, hizmetimiz, işlediğimiz bütün hayır hasenatımız Allah’ın indinde çok daha değerlidir ve bize çok şeyler kazandırır sevgili kardeşlerim.
Peygamber Efendimiz (S.A.V) bu minvalde buyuruyor ki: “Ramazan ayı öyle bir aydır ki başlangıcı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennem azabından kurtuluştur.”
Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) ne söylerse Kur’ân’dan söyler sevgili kardeşlerim, her sözü bir Kur’ân gerçeğini anlatır. Bu hadîs-i şerifinde de Allahû Tealâ’nın bizlere Kur’ân’da vazettiği müjdelere işaret etmiştir. Kim Ramazan’ı Allah’ın emrettiği istikamette idrak ederse o kişi kurtuluşa erenlerden olur.
Acaba ne yaparsak, nasıl yaparsak Ramazan bizim için bir kurtuluş vesilesi olur? Hadi gelin Kur’ân ışığında bu konuya değinelim. Ve her birimiz için bu Ramazan’ın diğerlerinden çok daha üstün ve bizi gerçek anlamda hidayete taşıyan bir Ramazan olmasını dileyelim.
Daha evvelki yazılarımızda defaatle anlattığımız gibi, Allahû Tealâ’nın dîni 7 safha 4 teslim üzerine bina edilmiştir. Bu safhaların ilki ve bizi Kur’ân’ın bütününü yaşamaya götürecek olan kilit noktası, ölmeden evvel Allah’a ulaşmayı dilememizdir. Bu dilek yoksa diğer safhaların hiçbirine ulaşamayız sevgili kardeşlerim. İslâm’ın beş şartını yerine getirmek, sadece vasıta emirleri yerine getirmek demektir ki Allah’a ulaşmayı dilemedikçe bu amellerimiz boşa gider (Kehf-105). Kaldı ki İslâm, ruhun, fizik vücudun, nefsin ve iradenin teslimini içeren hedef emirler ve bizi bu hedeflere taşıyacak olan vasıta emirlerden oluşur. Sadece Allah’a ulaşmayı dileyenler, Allahû Tealâ tarafından mürşidlerine ulaştırılırlar. Ve mürşidine ulaştığı noktada kişi için ruh, fizik vücut, nefs ve irade teslimi başlar. İbadetler bu yol üzere yardımcılarımızdır. Onlar vasıtadır, araçtır; hedef değildir sevgili kardeşlerim. Ancak bugünkü tatbikatta bu vasıta emirler içinde zikir eksiktir. Zikir yoksa hiç kimse manevî tekâmülünü gerçekleştiremez. Kur’ân-ı Kerim’de Allah’ın ismiyle zikretmemiz, çok zikretmemiz ve daimî zikirde olmamız farz kılınmıştır. (Muzzemmil-8, Ahzâb-41, Nisâ-103).
Kalbimizi temizleyecek olan tek anahtar zikirdir.
13/RAD-28: Onlar, âmenûdurlar ve kalpleri, Allah’ı zikretmekle mutmain olmuştur. Kalpler ancak; Allah’ı zikretmekle mutmain olur, öyle değil mi?
Zikrin bize fayda vermesi için gelin, içinde bulunduğumuz bu mukaddes Ramazan ayında evvela kalbî bir dilekle Allah’a ulaşmayı dileyelim sevgili kardeşlerim. Dileyelim ki manevî yolculuğumuz başlasın. Unutmayın ki siz Allah’a ulaşmayacaksınız, Allah sizi Kendisine ulaştıracak. Size düşen sadece: “Ey Yüce Allah’ım, ben de ruhumu Sana ulaştırmak istiyorum. Ne olur benim de ruhumu sana ulaştır.” şeklinde bir kalbî dileğiniz. Ne zaman bu dileğin sahibi olursanız Allah size Rahîm esmasıyla tecelli eder. Bu tecelli sizin kurtuluş kapınızdır ki Allah bütün günahlarınızı bu noktada örter. Tâbiiyetinizle birlikte ise örttüğü bütün günahlarınızı bir de sevaba çevirir. İşte Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in hadîs-i şerifinde ifade ettiği mağfiret budur, günahlarınızın iki defa affedilerek sevaba çevrilmesi.
8/ENFÂL-29 Ey âmenû olanlar! Allah’a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir.
25/FURKÂN-70: Ancak kim (mürşidi önünde) tövbe eder (böylece kalbine îmân yazılıp, îmânı artan) mü’min olur ve salih amel (nefs tezkiyesi) yaparsa, o taktirde işte onların, Allah seyyiatlerini (günahlarını) hasenata (sevaba) çevirir. Ve Allah, Gafur’dur (günahları sevaba çevirendir), Rahîm’dir (rahmet nuru gönderendir).
Allah’ın 1’e 10 derecat sistemi de tâbiiyetinizle birlikte değişir sevgili kardeşlerim. Seyr-i sülûk boyunca her yaptığınız sevaba karşı 1’e 100’den 1’e 700 kadar artarak devam eden derecelerin sahibi olursunuz. Günahlarınız ise misliyle cezalandırılır. Bu sebeple günahlarınızın bir daha sevaplarınızı aşması asla mümkün değildir. Mu’minûn-102’ye göre, kimin sevapları günahlarından fazla ise o kişinin gideceği yer ebediyyen kalmak üzere cennettir. İşte Peygamber Efendimiz (S.A.V), hadîs-i şerifinde bizlere bu gerçeği müjdelemiştir.
Eğer sizler de bu mukaddes ayda tutuğunuz orucunuzun ve diğer ibadetlerinizin sizi Allah’a teslime götürmesini istiyorsanız, mutlaka Allah’a ulaşmayı dilemelisiniz sevgili kardeşlerim. Dileyin ki Allah’ın rahmeti de mağfireti de üzerinize olsun. Allah hepinizden razı olsun.
DR. ABDULCABBAR BORAN