Bütün insanlar hayata geldikleri andan itibaren olaylar yaşarlar sevgili kardeşlerim. Allahû Tealâ insanları bu olaylarla imtihana tâbî tutar.
9/TEVBE-126: Ve onlar, senede bir veya iki kere imtihan edildiklerini görmüyorlar mı? Sonra tövbe etmiyorlar (Allah’a yönelmiyorlar) ve onlar zikir yapmıyorlar (Allah’ın ismini ardarda tekrar etmiyorlar).
Allahû Tealâ’nın muradı, insanların yaşadıkları olayları doğru değerlendirip kalben Allah’a ulaşmayı dilemeleridir.
76/İNSÂN (DEHR)-3: Muhakkak ki Biz, onu (Allah’a ulaştıran) yola hidayet ettik. Fakat o, ya (Allah’a ulaşmayı diler) şükreden olur, ya da (Allah’a ulaşmayı dilemez) küfreden olur.
Her kim yaşadığı olaylara Allah’ın penceresinden bakar da “Ey Yüce Allah’ım, ben de senin ermiş evliyalarından olmak istiyorum. Ne olur benim de ruhumu Sana ulaştırmamı nasip kıl.” şeklinde bir dileğin sahibi olursa Allahû Tealâ o kişiye evliyalık kapısını açar.
Peygamber Efendimiz (S.A.V) de bu istikamette şöyle dua buyurmuştur:
“Allah’ım! Beni bağışla, bana acı, beni en ulu dosta (Kendine) kavuştur.” (K: Buhârî, Meğâzî, 78; Tirmizî, Deavât, 77.)
Evliya, velî kelimesinin çoğuludur. Türkçemize tekil olarak girmiştir, Allah’ın dostu demektir. Bakara Suresinin 257. âyet-î kerimesine göre, kişi Allah’a ulaşmayı dilediği anda Allah’ın dostu yani velîsi olur.
2/BAKARA-257: Allah, âmenû olanların (Allah’a ulaşmayı dileyenlerin) dostudur, onları (onların nefslerinin kalplerini) zulmetten nura çıkarır. Ve kâfirlerin dostları taguttur (onlar, şeytanı dost edinirler, şeytan kimseye dost olmaz), onları (onların nefslerinin kalplerini) nurdan zulmete çıkarırlar. İşte onlar, ateş ehlidir. Onlar, orada ebedî kalacak olanlardır.
İşte sevgili kardeşlerim, bütün insanların etraflarında hayatta oldukları sürece olaylar cereyan eder. Allahû Tealâ hepsinden haberdardır. Ve her etrafımızda yaşattığı olayla bize bir ikazı, bir işareti vardır. Ama biz insanlar olayları genellikle yanlış değerlendirmelere tâbî tutarız ve bizi üzen olayları şer, bizi sevindiren olayları da hayır olarak nitelendiririz. Halbuki Allahû Tealâ diyor ki:
2/BAKARA-216: …Ve hoşlanmayacağınız bir şey olur ki, o sizin için bir hayırdır. Ve seveceğiniz bir şey olur ki, o sizin için bir şerdir. Ve (bütün bunları) Allah bilir, siz bilmezsiniz.
Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerim’de sahâbe için buyuruyor ki:
2/BAKARA-156: Onlar ki kendilerine bir musîbet isabet ettiği zaman: “Biz muhakkak ki Allah içiniz (O’na ulaşmak ve teslim olmak için yaratıldık) ve muhakkak O’na döneceğiz (ulaşacağız).” derler.
2/BAKARA-157: İşte onlar (dünya hayatında Allah’a mutlaka döneceklerinden emin olanlar) ki Rab’lerinden salâvât ve rahmet onların üzerinedir. İşte onlar, onlar hidayete ermiş olanlardır.
Öyleyse siz de yaşadığınız olayları, şu son birkaç gün içindeki olayları bir değerlendirmeye tâbî tutun sevgilli kardeşlerim. Neden falan olay sizin istediğiniz şekilde değil de Allah’ın uygun bulduğu şekilde neticelenmiştir, bir düşünün.
Unutmayın ki Allahû Tealâ yaşadığınız bütün olaylarla sizi Kendisine davet ediyor. Hem bu dünyada hem de ahirette saadeti yaşamanızı istiyor. Musîbetler karşısında siz de tıpkı sahâbe gibi “Ben Allah içinim” diyebiliyorsanız, ölmeden evvel ruhunuzu Allah’a ulaştırmayı diliyorsanız, işte o zaman olayları doğru değerlendirdiniz demektir sevgili kardeşlerim. Allah’ın sizden istediği hedef işte budur. Kim Allah’a ulaşmayı dilerse Allah onu mutlaka Kendisine ulaştırır (Şûrâ-13).
Allahû Tealâ, şeytanı insanlar için bir imtihan vesilesi kılmıştır. Şeytan, nefsiniz vasıtasıyla size hep negatif telkinlerde bulunur. Şeytan ister ki insanlar sonsuz bir sıkıntı içinde olsunlar, huzursuzluk içinde olsunlar ve neticede de cehenneme gitsinler. Allah’ın hedefi ise kalben Allah’a ulaşmayı dilemeniz ve ezelde Allah’a verdiğiniz sözleri yerine getirmenizdir. Ruhunuz Allah’a ulaşacağına dair, fizik vücudunuz Allah’a kul olacağına dair, nefsiniz ise tezkiye ve tasfiye olacağına dair Allah’a söz vermiştir. İşte bütün bu sözlerinizi gerçekleştirmeniz, olaylar karşısındaki seçiminize bağlıdır.
Eğer sizi Allah’a ulaştıracak olan yolu, rüşd yolunu seçerseniz; kalbinizi Allah’a çevirebilir de O’na ulaşmayı dileyebilirseniz her olayın aslında sizin mutluluğunuz ve ebedî kurtuluşunuz için dizayn edildiğini idrak edersiniz sevgili kardeşlerim.
Hepinizin olayları doğru değerlendirerek rüşd yolunu seçenlerden olmanızı Yüce Rabbimizden diliyoruz. Sizleri çok ama çok seviyoruz. Allah hepinizden razı olsun.
DR. ABDULCABBAR BORAN
ibrahimlive.com
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
DR. ABDULCABBAR BORAN
OLAYLAR EVLİYALIK KAPISINI AÇAR
Bütün insanlar hayata geldikleri andan itibaren olaylar yaşarlar sevgili kardeşlerim. Allahû Tealâ insanları bu olaylarla imtihana tâbî tutar.
9/TEVBE-126: Ve onlar, senede bir veya iki kere imtihan edildiklerini görmüyorlar mı? Sonra tövbe etmiyorlar (Allah’a yönelmiyorlar) ve onlar zikir yapmıyorlar (Allah’ın ismini ardarda tekrar etmiyorlar).
Allahû Tealâ’nın muradı, insanların yaşadıkları olayları doğru değerlendirip kalben Allah’a ulaşmayı dilemeleridir.
76/İNSÂN (DEHR)-3: Muhakkak ki Biz, onu (Allah’a ulaştıran) yola hidayet ettik. Fakat o, ya (Allah’a ulaşmayı diler) şükreden olur, ya da (Allah’a ulaşmayı dilemez) küfreden olur.
Her kim yaşadığı olaylara Allah’ın penceresinden bakar da “Ey Yüce Allah’ım, ben de senin ermiş evliyalarından olmak istiyorum. Ne olur benim de ruhumu Sana ulaştırmamı nasip kıl.” şeklinde bir dileğin sahibi olursa Allahû Tealâ o kişiye evliyalık kapısını açar.
Peygamber Efendimiz (S.A.V) de bu istikamette şöyle dua buyurmuştur:
“Allah’ım! Beni bağışla, bana acı, beni en ulu dosta (Kendine) kavuştur.” (K: Buhârî, Meğâzî, 78; Tirmizî, Deavât, 77.)
Evliya, velî kelimesinin çoğuludur. Türkçemize tekil olarak girmiştir, Allah’ın dostu demektir. Bakara Suresinin 257. âyet-î kerimesine göre, kişi Allah’a ulaşmayı dilediği anda Allah’ın dostu yani velîsi olur.
2/BAKARA-257: Allah, âmenû olanların (Allah’a ulaşmayı dileyenlerin) dostudur, onları (onların nefslerinin kalplerini) zulmetten nura çıkarır. Ve kâfirlerin dostları taguttur (onlar, şeytanı dost edinirler, şeytan kimseye dost olmaz), onları (onların nefslerinin kalplerini) nurdan zulmete çıkarırlar. İşte onlar, ateş ehlidir. Onlar, orada ebedî kalacak olanlardır.
İşte sevgili kardeşlerim, bütün insanların etraflarında hayatta oldukları sürece olaylar cereyan eder. Allahû Tealâ hepsinden haberdardır. Ve her etrafımızda yaşattığı olayla bize bir ikazı, bir işareti vardır. Ama biz insanlar olayları genellikle yanlış değerlendirmelere tâbî tutarız ve bizi üzen olayları şer, bizi sevindiren olayları da hayır olarak nitelendiririz. Halbuki Allahû Tealâ diyor ki:
2/BAKARA-216: …Ve hoşlanmayacağınız bir şey olur ki, o sizin için bir hayırdır. Ve seveceğiniz bir şey olur ki, o sizin için bir şerdir. Ve (bütün bunları) Allah bilir, siz bilmezsiniz.
Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerim’de sahâbe için buyuruyor ki:
2/BAKARA-156: Onlar ki kendilerine bir musîbet isabet ettiği zaman: “Biz muhakkak ki Allah içiniz (O’na ulaşmak ve teslim olmak için yaratıldık) ve muhakkak O’na döneceğiz (ulaşacağız).” derler.
2/BAKARA-157: İşte onlar (dünya hayatında Allah’a mutlaka döneceklerinden emin olanlar) ki Rab’lerinden salâvât ve rahmet onların üzerinedir. İşte onlar, onlar hidayete ermiş olanlardır.
Öyleyse siz de yaşadığınız olayları, şu son birkaç gün içindeki olayları bir değerlendirmeye tâbî tutun sevgilli kardeşlerim. Neden falan olay sizin istediğiniz şekilde değil de Allah’ın uygun bulduğu şekilde neticelenmiştir, bir düşünün.
Unutmayın ki Allahû Tealâ yaşadığınız bütün olaylarla sizi Kendisine davet ediyor. Hem bu dünyada hem de ahirette saadeti yaşamanızı istiyor. Musîbetler karşısında siz de tıpkı sahâbe gibi “Ben Allah içinim” diyebiliyorsanız, ölmeden evvel ruhunuzu Allah’a ulaştırmayı diliyorsanız, işte o zaman olayları doğru değerlendirdiniz demektir sevgili kardeşlerim. Allah’ın sizden istediği hedef işte budur. Kim Allah’a ulaşmayı dilerse Allah onu mutlaka Kendisine ulaştırır (Şûrâ-13).
Allahû Tealâ, şeytanı insanlar için bir imtihan vesilesi kılmıştır. Şeytan, nefsiniz vasıtasıyla size hep negatif telkinlerde bulunur. Şeytan ister ki insanlar sonsuz bir sıkıntı içinde olsunlar, huzursuzluk içinde olsunlar ve neticede de cehenneme gitsinler. Allah’ın hedefi ise kalben Allah’a ulaşmayı dilemeniz ve ezelde Allah’a verdiğiniz sözleri yerine getirmenizdir. Ruhunuz Allah’a ulaşacağına dair, fizik vücudunuz Allah’a kul olacağına dair, nefsiniz ise tezkiye ve tasfiye olacağına dair Allah’a söz vermiştir. İşte bütün bu sözlerinizi gerçekleştirmeniz, olaylar karşısındaki seçiminize bağlıdır.
Eğer sizi Allah’a ulaştıracak olan yolu, rüşd yolunu seçerseniz; kalbinizi Allah’a çevirebilir de O’na ulaşmayı dileyebilirseniz her olayın aslında sizin mutluluğunuz ve ebedî kurtuluşunuz için dizayn edildiğini idrak edersiniz sevgili kardeşlerim.
Hepinizin olayları doğru değerlendirerek rüşd yolunu seçenlerden olmanızı Yüce Rabbimizden diliyoruz. Sizleri çok ama çok seviyoruz. Allah hepinizden razı olsun.
DR. ABDULCABBAR BORAN
ibrahimlive.com