NEFSİN KİN AFETİ

Yazının Giriş Tarihi: 07.06.2024 16:19
Yazının Güncellenme Tarihi: 07.06.2024 16:19

Sevgili kardeşlerim! Hamd olsun Yüce Rabbimize, bir defa daha beraberiz. Bir defa daha bizleri en güzel için bir araya getirdi; Allah için, O’nun uğrunda yaşamak için.

Tasavvuf ki; temeli sevmektir. Tasavvuf ki; başkaları için yaşamaktır. Başkaları için yaşamaksa Allah için yaşamaktır. Allah’ın dizaynında her şey biliniz ki sevgi üzerine kurulmuştur. Kin, nefret, düşmanlık ise şeytanın korkunç bir tuzağıdır.

Kin, alınamamış intikam demektir. Birisi size kötü bir davranışta bulununca içinizdeki intikam afeti harekete geçer. Şeytan nefsinize direktif verir: “Madem ki o sana bunu yaptı, sen de ona aynısını hatta daha beterini yapmalısın, herkesin içinde dersini vermelisin.” Ama ya o kişi çok güçlüyse, intikam alınamıyorsa, o zaman nefsteki intikam hissi kine dönüşür.

Bazen de karşıdaki insan bir kötülük yapmamıştır ama onun başarılarını, mutluluğunu kıskanmak, haset duymak sebebiyle intikam isteği harekete geçer. Habil’i öldüren Kabil’de olduğu gibi, sahâbeyihedef alan müşriklerde olduğu gibi. İblis de hasedi sebebiyle insanoğluna kin beslemektedir.

3/ÂLİ İMRÂN-118: Ey âmenû olanlar! Kendinizden (mü’minlerden) başkalarını sırdaş edinmeyin. Onlar sizi fesada düşürmekten geri kalmazlar ve size sıkıntı verecek şeyleri temenni ettiler. Kin ve öfkeleri ağızlarından (sözlerinden) belli olmuştur. Göğüslerinde gizledikleri şey (kinleri) daha da büyüktür. Akıl etmiş olsaydınız, size âyetleri açıklamıştık.
Nefsin kin afeti sebebiyle insan, karşısındakine zarar vermek, mutlaka öcünü almak ister. Kin bir stres sebebidir. Stres varsa huzursuzluk vardır. Stres varsa fizik vücut da rahatsızdır. Allahû Tealâ özellikle de kin sebebiyle adaletsizlik yapmamamızı emrediyor:

5/MÂİDE-8: Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler)! Allah için kavvâmîn olun (hakkı ayakta tutun)! Adaletli şâhidler olun! Ve bir topluluğa karşı duyduğunuz kin, sizi adaletten saptırmasın. Adil davranın! O takvaya en yakın olandır. Allah’a karşı takva sahibi olun. Muhakkak ki Allah, yaptıklarınızdan haberdar olandır.
Birçok insana göre birçok insan sevgiye lâyık değildir. Bu düşünce yanlıştır. Eğer nefsinizde afetler varsa o kişinin sevgiye liyakatini hep eksik değerlendirirsiniz. Değerlendirmenizin tamam olduğu nokta; İslâm’ı yaşadığınız yani ruhunuzu, fizik vücudunuzu, nefsinizi Allah’a teslim ettiğiniz noktadır. Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) şöyle buyuruyor: “Eski toplumların derdi elemi size de dokundu: Haset ve kin. Kin kökten kazıyandır. Allah’a yemin ederim ki îmânetmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de îmânetmiş olmazsınız. Size birbirinizi seveceğiniz bir şeyi haber vereyim mi? Aranızda selâmı yayın.” Görüyorsunuz ki sevgi davanın esasıdır, giriş kapısıdır. İslâm’ın 7 safhası boyunca Allahû Tealâ sizde sevgiyi öyle oluşturur ki kin duyamazsınız.

Manevî hayatınız Allah’a ulaşmayı dilemekle başlar (1. safha). Sevgi, negatif şartları pozitife dönüştürebilen yegâne güçtür. Her hayrın her mutluluğun başı kesinlikle sevgidir. Bütün sevgilerin kaynağı ise Allah sevgisidir. Allahû Tealâ, O’nu tanımamızı, O’nu sevmemizi, O’ndan mutluluk talep etmemizi, O’na ulaşmayı dilememizi istiyor: “Ey Yüce Allah’ım! Ben Seni çok seviyorum. Sana ulaşmayı diliyorum. Senin ermiş evliyalarından birisi olmak istiyorum. Ne olur, benim de ruhumu şu dünya hayatını yaşarken Sana ulaştır. Beni dostlarının arasına kabul et.”

Allah’a ulaşmayı dileyen kişi mürşid sevgisi duyar. Hacet namazını kılarak mürşidini Allah'tan sorar ve Allah’ın ona gösterdiği mürşide tâbî olur (2. safha). Mürşidin verdiği zikir dersiyle nefsin afetlerden temizlenmesi olayı başlar. Ve kişinin ruhu vücudu terk eder, Allah'a doğru seyri sülûkta olan kafileye katılır.

Zikir oranı arttıkça nefsin kalbindeki sevgi de artar. Ruhun teslimi, fizik vücudun teslimi, nefsin teslimi; az zikir, çok zikir ve daimî zikirle gerçekleşir (İslâm’ın 3, 4, ve 5. safhaları). İhlâs makamı 6. safhadır, nefsin halis, saf, katışıksız olduğu anlamına gelir. Kalpteki bütün afetler temizlenmiş; nefretin, kinin, düşmanlığın yerini sevgi almıştır. İşte o zaman bakarsınız ki herkesi seviyorsunuz. Kin duyduğunuz, gadap duyduğunuz, cezalandırmak istediğiniz hiç kimse yok. Size nasıl davranırlarsa davransınlar, sizi öldürmek isteseler bile onlara karşı kin duyamazsınız.

Hatırlayın, Habil ile Kabil arasındaki kavgayı. Habil diyor ki: “Anladım, beni öldürmek niyetindesin ama ben sana karşı koymayacağım. Allah'ın karşısında bununla kendimi küçültemem. Ben sana kin duymuyorum. Duymam mümkün değil.” İhlâsta olan birinin bütün davranışlarını Habil sergiliyor. Hayatının sona erdiği noktada bile Kabil’i seviyor.

Allah’a ulaşmayı dilediğiniz zaman, mürşidinize ulaşıp teslimlerinizi tamamladığınız zaman Yunus Emre’yi anlayacaksınız. “Biz kimseye kin tutmazız. Ağyar bile dosttur bize.” diyor. Kimseyle savaşı yok. “Onlar bana düşman olabilirler, o onların problemi. Ben onlara düşman olamam.” diyor Yunus. Düşmanlığın mevcut olabilmesi için Yunus’un içinde kinin, nefretin, intikam hissinin var olması lâzım ama hepsi yok olmuş. Onların yerini sevgi almış, dostluk almış, bütün güzellikler almış. Hepinizin Yunus gibi sevginin emsalleri olmanızı Efendimizin himmetiyle Yüce Rabbimizden diliyoruz. Allah hepinizden razı olsun. Sizleri çok seviyoruz, kalbimizden.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.