MUTSUZLUĞUNUZUN SEBEBİ BAŞKALARI DEĞİL, KENDİ NEFSİNİZ

Yazının Giriş Tarihi: 18.09.2026 09:13
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.09.2026 09:14

“Şu etrafımdaki insanlar bir iyi olsaydı, ben mutlaka mutlu olurdum” mu diyorsunuz?

Bütün insanlar için farklı bir mutluluk imajı vardır. Birisi çevresindeki insanlarla iyi geçinemez, der ki: “Şu etrafımdaki insanlar bir iyi olsaydı ben mutlaka mutlu olurdum.” Birisi iş yerindeki arkadaşlarıyla iyi geçinemez, “Onlar bana iyi davransalardı ben mutlu olurdum.” der. Bir kısmı eşleriyle, çocuklarıyla, babalarıyla iyi geçinemez, “Onlar bana iyi davransaydı ben mutlu olurdum.” derler.

Peki dikkat ediyor musunuz? Hep onlar! Onlar! Onlar! Hayır, onlar değil arkasında siz varsınız, nefsiniz var! Eğer mutlu olmak istiyorsanız onlar değişmeyecekler, siz değişeceksiniz…

Birisi size hoşlanmadığınız bir şeyi yaptığı zaman şunları düşünün:


1- “Hiçbir şey sebepsiz oluşmaz. Mutlaka ben ona, bana kötü davranması için bir şey yapmış olmalıyım.” İşte Allahû Tealâ’nın kanunu bu.

2- O olaya Allahû Tealâ tarafından müsaade edildiğini hiç unutmamalısınız. Allah dileseydi müsaade etmezdi. Müsaade ettiğine göre acaba muradı bizi üzmek mi? Hayır, değil. Allahû Tealâ bu olaya müsaade ederek derecat kazanmanızı sağlıyor. Kim size bir zulüm yaparsa, zulmettiği kadar derecat kaybetmiştir. Siz, zulüm gören olarak, onun kaybettiği derecatın sahibisiniz. Yani sizi cennete götürecek olan faktörü, hayrı onun sayesinde kazanıyorsunuz.

Ve Allahû Tealâ size nefsinizin hangi afetinin hasta olduğunu işaret ediyor. Her afet, sizi mutsuz kılacak olan bir vasıtadır. Eğer o afet sizde hükümferma olmasaydı o olaydan negatif bir etki almazdınız. Allahû Tealâ bu olayla size o afeti en güzele nasıl ulaştıracağınızı anlatıyor.

Ve Allahû Tealâ, iradenizi kullanmanız lâzım geldiğine işaret ediyor. Diyor ki: “Burada iradeni kullanacaksın. Benden yardım isteyeceksin. Göreceksin ki derhal sana yardım edeceğim.”

3- Ne zaman birisi, sizi üzebilecek bir şeyler söylerse hemen zikre başlamalısınız. Yalnız Allah’ı düşünün ve zikredin. Ne olur biliyor musunuz? Hiç duymazsınız onun söylediğini. Allahû Tealâ sizin öfkenizi mutlaka durduracaktır. Karşınızdaki kişi size saldırabilmek için beklediği cevabı alamamıştır. Ne yapacağını şaşırır ve o zaman ona açık bir kapıyla daha çok yaklaşmak imkânınız doğar. Ona probleminin ne olduğunu sorun, nasıl yardımcı olabileceğinizi sorun. Kendinizden yana değil, ondan yana olduğunuzu gösterin. Kendinizden yana olmanıza gerek yok; Allah sizden yana.

Zikrin, Allah’ın sizin için ihsan ettiği, en büyük silah olduğunu hiç unutmayın. Zikir en büyük silahtır. Çünkü bunu yaptığınız zaman nefsinizin kalbine, Allah’ın nurları dolacaktır. Davranış biçimlerinde en üst seviyede etken, nefsin tezkiyesi ve tasfiyesidir.

Unutmayın, başka insanlar ne yaparlarsa yapsınlar, size dünyayı zehir edemezler. Siz kendi kendinize dünyayı zehir edersiniz. Olaylar değil, olayların üzerinizdeki tesiri önemlidir. Tesiri bertaraf ettiğiniz gün, olayların sizi üzmesi de artık söz konusu değildir. Bir gün daimî zikre ulaştığınız zaman, size düşman olan insanları bile seveceksiniz. Onların da güzel taraflarını bulacaksınız. İşte o zaman, insanlar size düşman olabilirler. Ama siz kimseye düşman olamazsınız, kin tutamazsınız. En büyük kötülükleri yapan insanları bile affetmek lütfunda bulunursunuz. Allah için olduğunuz zaman bütün dünya sizin için düşman olma standardını kaybetmiştir. Sizi Allahû Tealâ evvelâ Allah sevgisi ile yoğurmuştur.

DR. ABDULCABBAR BORAN

acboran.com

ibrahimlive.com

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.