MİRAÇ KANDİLİ

Yazının Giriş Tarihi: 15.01.2026 13:49
Yazının Güncellenme Tarihi: 15.01.2026 13:50

Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz buyuruyor ki; “Recep ayı Allah’ın ayı, Şaban ayı Benim ayım, Ramazan ayı da ümmetimin ayıdır.” Bu mübarek ayların başı olan Recep ayındayız ve Recep ayının 27. gecesi, yani bu gece miraç gecesidir.


Miraç olayı birçok kişi için bir muammadır ama Kur’ân-ı Kerim’de kesin bir vakıadır. Allahû Tealâ hem İsrâ Suresinin 1. âyet-i kerimesinde hem de Necm Suresinin 7. Ve 10. âyetleri arasında miraç hadisesinden bahsediyor.


İsrâ Suresi 1.âyet: Âyetlerimizi göstermek için, kulunu geceleyin Mescid-i Haram’dan, etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya yürüten Allah, Sübhan’dır

Necm Suresi 7-10. âyetler: “Ve o, ufkun en yüksek yerinde (gözüktü). Sonra yaklaştı ve böylece indi. Böylece iki yay mesafesi kadar, (hatta) daha yakın oldu. Böylece O’nun kuluna vahyedeceği şeyi vahyetti.”

Bunlar Miraç hadisesinin Kur’ân-ı Kerim’deki delilleri. Peygamber Efendimiz (S.A.V) Allah’ın huzuruna çıkmış, O’nunla konuşmuş, aldığı emirleri tatbik etmek üzere tekrar yeryüzüne inmiştir. Evden çıkması, üç tane kervanla konuşması, Mescid-i Aksa’ya varış, Cebrail (A.S)’la karşılaşma ve Sidret-ül Münteha’yı aşıp Allah’ın huzuruna ulaşma. Bu, fiziğin ötesinde bir olaydır. Ama fiziğin ötesi bir başka âlemde devam eden yine fizik kanunlardır. Bu ilmi bilenlere göre aslında son derece mantıklı, her şeyin yerli yerine oturtulduğu bir zeminde gerçekleşmiştir. Peygamber Efendimiz (S.A.V) oraya ruhu fizik vücuduna örtü olarak, sonsuz hızla ulaştı. Peygamber Efendimiz (S.A.V), önce Kudüs’te bulunan Mescidi Aksa’ya uçarak gitmiştir ama bu gidişinde iki tane kervanla karşılaşmıştır. Ve belki birer dakikalık bir zaman aralığında kervandakilerle konuşmuş öyle geçmiştir. Bu kervanlar Mekke’ye birer hafta ara ile geldiler. Yani bu hızın ne kadar boyutta olduğunu anlatmak için söylüyoruz ki, Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in bir dakika içinde konuştuğu iki kervan, birer hafta ara ile ulaşabildiler.


Acaba olay nasıl gerçekleşiyor? Allahû Tealâ’nın yarattığı varlıklar içerisinde Gayb âlemine ait olan cinler, Emr âlemine ait olan melekler de var ama bunların ikisi de Allah’a ulaşma yetkisine sahip değil. Allah’ın Kendisine ulaşma yetkisi verdiği tek mahlûk insandır çünkü sadece insanda ruh vardır, ne meleklerde ne cinlerde ne hayvanlarda. Ruh, sadece insana verilmiştir ve Allah’a ulaşma yetkisi sadece ruhtadır. İşte ruh, bu âlemin varlığı olmadığı için sonsuz hızla hareket eder. Her âlemde varlığını değiştirebilecek olan özelliğin sahibi olduğu için, her âlemde fizik veya fiziğin ötesi olabildiği için emr âleminde de fiziğin ötesi olarak sonsuz hızla hareket eder. Ve bu sonsuz hız, Peygamber Efendimiz (S.A.V)’i Allah'ın huzuruna yükseltmiştir. Peygamber Efendimiz. (S.A.V) ruhunun fizik vücuduna örtü olması ile 7 gök katını aşıp Allah’ın Zat’ına ulaşıp sonra da geri gelmiştir. Allah’ı gördü; bir yay kadar bir mesafe kaldı aralarında sadece. Ve emirler aldı. 5 vakit namazın farz olduğu emrini aldı. Başka emirler aldı Allahû Tealâ’dan. Emirleri alarak indi. Çıkarken de inerken de ruhu vücuduna örtüydü. Bu sebeple ruhun sonsuz hızıyla hareket etti. Ruhu, vechi, nefsi hepsi birlikteydi. Ve daha evvel Allahû Tealâ’yı defaatle görmüştü, Allahû Tealâ Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in Kendi katına çıktığını ve gördüklerini kalbinin tekzip etmediğini söylüyor:


Necm-11: Kalbindeki fuad (gönül gözü görmesi), gördüğü (ruhun gözlerinin gördüğü) şeyi tekzip etmedi.

Peygamber Efendimiz (S.A.V) için Allahû Tealâ’nın verdiği en güzel mucize; miraç. Böyle bir olay Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V)’den başka hiç kimse tarafından gerçekleştirilememiştir. O Allah’ın bir sevgilisiydi. O, Allahû Tealâ’nın Peygamberiydi, Allah’ın en çok değer verdiği kişiydi.

O’nun inişinden sonra, O’na inanmayanlar geliyor Hz. Ebu Bekir’e diyorlar ki: “Diyor ki o, Allah’ın katına çıkmış da Allah’ı görmüş, hiç böyle şey olur mu?” Hz. Ebû Bekir diyor ki: “Kimden duydunuz? Başka birisi mi size bunu anlattı yoksa O mu anlattı?” Diyorlar ki: “O anlattı.” Hz. Ebû Bekir diyor ki: “O anlattıysa mutlaka doğrudur. Bugüne kadar hiç kimse onun yalan söylediğini görmedi. O söylediyse mutlaka doğrudur, mutlaka Allah’a ulaşmıştır, Allah’ın Zat’ını da mutlaka görmüştür.” Ebû Bekir, sıddîk lakabını işte bu söz üzerine almış, Ebu Bekir Sıddîk olmuştur; hem sadakati sebebiyle hem tasdiki sebebiyle hem de sadece doğruyu söylediği için.


Miraç gibi normal fizik kanunlarında gerçekleşmesi mümkün olmayan, Allahû Tealâ’nın vücuda getirdiği fizik ötesi olaylara mucize denir. Peygamberlerin gösterdiği fizik ötesi olaylar mucize adını alır. Eğer bunu Allahû Tealâ bir evliyasının talebi ile gerçekleştirmiş olsaydı, o zaman o bir mucize olmayacaktı, keramet adını alacaktı olay. Keramet kelimesi ve ikram kelimesi aynı kökten geliyor. Allah’ın bir ikramı olacaktı Allah’ın evliyasına. Mucize de keramet de Allah’tandır. Peki vuslat nedir? Hayattayken ruhumuzun Allah’a dönüşü şöyle gerçekleşir: Allah’a ulaşmayı dilediğimiz zaman ruhumuzu Allah’a ulaştırmayı dilemiş oluruz. Allah’a ulaşacak olan ruhumuzdur ve ancak mürşidimize tâbî olduğumuz zaman ruhumuz vücudumuzu terk eder ve Allah’ın Zat’ına ulaşır. İşte bu vuslattır. Ama miraç ve vuslat birbirinden çok farklı iki olaydır. Vuslatta Allah’ın Zat’ına ulaşmak ve Allah’ın Zat’ında yok olmak söz konusudur, ama bu aslında bir yok oluş değil, ruhun Allah’a sığınması, Allah’ın ruha bir sığınak olması demektir. Miraçta ise Allah’ın huzurunda bulunmak vardır, bir yok oluş söz konusu değildir. Onun için (S.A.V) hadisinde “namaz mü’minin miracıdır” diyor, her namazda ruhunuz Allah’ın huzurunda bulunduğu için.

Sevgili kardeşlerim, miraç önemli bir gecedir. Bu geceyi mümkün olduğu kadar uzun bir süreç içinde hep Allah ile birlikte olmak üzere kullanmalısınız. Bu gece hepiniz için kıymetlidir, hepiniz için geçerlidir. Bu mukaddes geceyi Allah için değerlendirin, Allah için kullanın ve bu gece Allah’a ulaşmayı dileyin…


Allahû Tealâ’nın bizleri daha nice Miraç Kandili günlerine ulaştırmasını ve bütün kandillerin insanlığa sulh ve sükûn ve mutluluk getirmesini, hepinizin hem cennet saadetine hem dünya saadetine ulaşmasını Yüce Rabbimizden dileyerek sözlerimi inşaallah burada tamamlıyorum.

Allah hepinizden razı olsun.

DR. ABDULCABBAR BORAN.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.