HER HASTALIĞIN REÇETESİ ZİKİRDİR-Dr. ABDULCABBAR BORAN

Yazının Giriş Tarihi: 04.08.2025 12:39
Yazının Güncellenme Tarihi: 04.08.2025 12:40

İnsanlar hayatları boyunca bir takım hastalıklarla imtihan olunurlar sevgili kardeşlerim. Fiziksel hastalıkların yanı sıra, nefsin kalbindeki 19 grup afetin yarattığı manevî hastalıklardan mustarip milyonlarca insan var dünya üzerinde. İşte her geçen gün şiddeti artan depresyon, panik atak, anksiyete vb. hastalıklar nedeniyle insanlar mutsuz, huzursuz, depresif bir hayat yaşıyorlar. Ve en hazin tarafı, şeytanın nefsleri vasıtasıyla kendilerine hükmettiğinin farkında bile değiller.

Oysaki reçete elimizde sevgili kardeşlerim. Bizi bizden çok seven ve kalbî standartlarımızı en iyi bilen Allah, bizi şifaya kavuşturacak reçeteyi vermiş elimize. Hadi gelin, bu yazımızda hep birlikte bu reçeteye kulak verelim, Kur’ân-ı Kerim hastalıklarımızı iyileştirir mi görelim sevgili kardeşlerim.

Allahû Tealâ buyuruyor ki:

10/YÛNUS-57: Ey insanlar! Size, Rabbinizden öğüt (vaaz) ve göğsünüzde olana (nefsinizin kalbindeki hastalıklara) şifa ve mü’minlere hidayet ve rahmet gelmiştir.

Kur’ân-ı Kerim hastalıklara şifa olarak indirilmiş sevgili kardeşlerim. Ve gene aynı Kur’ân-ı Kerim bize, sadece nefsimizin kalbindeki afetleri temizlediğimiz takdirde şifaya kavuşacağımızı söylüyor.

91/ŞEMS-9: Kim onu (nefsini) tezkiye etmişse felâha (kurtuluşa) ermiştir.

Felâha eren kişi, nefsini temizleyen kişi ise demek ki Allah’ın reçetesini unutup tatbik edemediğimiz için hastalıklar hayatımızı kâbusa çeviriyor sevgili kardeşlerim. Oysaki uygulaması çok kolay, çok basit bir ilacımız var: Zikrullah.

Allahû Tealâ kalplerin tek ilacının zikir olduğunu söylüyor ve yetmez, uygulandığı takdirde mutlak kişiyi felâha ulaştırdığını da ifade ediyor.

13/RAD-28: Onlar âmenûdurlar ve kalpleri Allah’ı zikretmekle mutmain olmuştur. Kalpler ancak; Allah’ı zikretmekle mutmain olur, öyle değil mi?
87/ALÂ-14: Nefsini tezkiye eden kimse felâha (kurtuluşa) ermiştir.
87/ALÂ-15: Ve (o nefsini tezkiye eden) Rabbinin İsmi’ni zikretti ve de namaz kıldı.

Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki: “Allah'ı zikretmeksizin çok konuşmayın. Allah'ın zikri dışında çok söz söylemek kalbi katılaştırır. Katı kalpli olanların ise Allah'tan en uzak kimseler olduğunda şüphe yoktur.”

Hadîs-i şerifte ifade edilen kalbin katı olması, nefsin kalbinin 19 afetin esiri olmasını ifade ediyor. İşte bu afetlerden kurtulmanın tek vasıtası zikirdir sevgili kardeşlerim. Kalbi temizleyen tek ibadet olduğu için Allahû Tealâ zikri ibadetlerin en üstünü kılmıştır.

29/ANKEBÛT-45: Kitaptan sana vahyedilen şeyi oku ve salâtı ikâme et (namazı kıl). Muhakkak ki salât (namaz), fuhuştan ve münkerden nehyeder (men eder). Ve Allah’ı zikretmek mutlaka en büyüktür. Ve Allah, yaptığınız şeyleri bilir.

Peki, herkes zikir yapabilir mi? Elbette yapabilir. Ama bu zikrin kişiye fayda vermesi için mutlaka Allah’a ulaşmayı dilemesi ve kendisi için tayin edilen mürşide tâbiiyeti asıldır. Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerim’ine kanununu koymuş. Anahtar bu sevgili kardeşlerim. Her kim ölmeden evvel ruhunu Allah’a ulaştırmayı dilerse ancak o kişiye Allah mürşidini gösterir (hacet namazı kıldığı takdirde). Ve En’âm-125’e göre sadece mürşidine tâbî olan kişinin göğsünden kalbine Allah bir nur yolu açar. İşte zikir yaptığınız zaman Allah’ın rahmeti ve fazlı göğsünüzden kalbinize açılan bu nur yol üzerinden kalbinize ulaşır. Kalbinizi karanlıklardan arındıran da işte bu rahmet ve fazl nurlardır. Kalbinizin nurlanmasına paralel olarak iyileşmeye başlarsınız. Sizi depresyona, anksiyeteye iten negatif tesirlerden adım adım kurtulursunuz. Yaşadığınız olaylar sizi eskisi gibi etkilemez.

Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz buyuruyor ki: “Bir topluluk Allah’ı zikretmek üzere bir araya gelirse melekler onların etrafını kuşatır. Allah’ın rahmeti onları kaplar, üzerlerine sekînet iner ve Allahû Tealâ onları yanında bulunanlar arasında zikreder.”


Görüyorsunuz ki dünya mutluluğunuz afetlerden temizlenmenize yüzde yüz bağlı sevgili kardeşlerim. Siz ne zaman kalben Allah’a ulaşmayı dileyerek Allah’ın sizin için tayin ettiği mürşide tâbî olursanız, o noktada göğsünüzde olana şifa gelmiştir. Manevî tekâmülünüz de nefsinizin aklanmasına paralel ilerleyecektir. Ruhunuzun seyr-i süluku, fizik bedeninizin Allah’a kul olması ve nefsin teslimi hep aynı noktada başlar.

Peki, kalp neden bu kadar önemli? Nefsin kalbinin şifa bulması fiziksel hastalıklarınızı da iyileştirir mi acaba, ne diyorsunuz?

İşte Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor: “…vücutta öyle bir et parçası vardır ki o, iyi (doğru ve düzgün) olursa bütün vücut iyi (doğru ve düzgün) olur; o bozulursa bütün vücut bozulur. Bilin ki o kalptir.” (Buhârî, Îmân, 39)


Hadîs-i şeriften de anlaşıldığı üzere insanın kalbi şifa bulursa bütün vücudu şifa bulur sevgili kardeşlerim. Allahû Tealâ işte bu sebeple, sadece bizim şifamız için zikri, çok zikri ve daimî zikri hepimizin üzerine farz kılmıştır.

73/MUZZEMMİL-8: Ve Rabbinin İsmi'ni zikret ve her şeyden kesilerek O’na ulaş.
33/AHZÂB-41: Ey âmenû olanlar! Allah’ı çok zikirle (günün yarısından fazla) zikredin.
4/NİSÂ-103: Böylece namazı bitirdiğiniz zaman, artık ayaktayken, otururken ve yan üstü iken (yatarken), (devamlı) Allah'ı zikredin!

Hepinizin Allah’ın zikriyle şifa bulmasını, mutluluğun iki cihanda da sizinle olmasını Efendimizin himmetiyle Yüce Rabbimizden diliyoruz. Sizleri çok ama çok seviyoruz.
ibrahimlive.com

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.