İnsanlar rüyaların tamamını hayal ürünü zannederler. Oysaki rüyaların %90’dan fazlası hayal ürünü değildir. Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V.), hadis-i şerifinde üç çeşit rüyadan bahsediyor:
“Rüya üçtür. Biri salih rüya olup Allah’tan müjdedir, ikincisi şeytanın verdiği üzüntüdür, üçüncüsü kişinin kendi kendine konuşmasıdır (nefsin hadisatı).” “Buhârî, Tabir, 26; Müslim, Rüya, 6”
Öyleyse rüyalar üç çeşittir:
1. Şeytanın korkutması: Kâbus nevinden olan, insanı korkutan ve huzursuz eden rüyalar.
2. Nefsin hadisatı: Kişinin gündelik hayatında yaşadıklarının, düşündüklerinin ve zihnini meşgul eden şeylerin rüyasına yansıması.
3. Allah’ın müjdesi: Salih rüyalar; kişi için bir müjde, bir ikaz veya hayra vesile olabilecek rüyalar.
Bu üç çeşit rüyanın içinde asıl olan, Resûlullah (S.A.V.)’in müjdelediği rüyalardır. Nitekim Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz hadis-i şerifinde buyuruyor ki:
“Benden sonra peygamberlikten sadece mübeşşirat (müjdeciler) kalacaktır.” Yanındakiler sordu: “Mübeşşirat da nedir?” “Salih rüyadır.” diye yanıt verdi. “Buhârî, Ta‘bîr 5; Muvatta, Rüya 3; Ebû Dâvûd, Edeb 96.”
Kur’ân-ı Kerim’e baktığımız zaman da Allahû Tealâ’nın müjdeli rüyalardan bahsettiğini görüyoruz.
12/YÛSUF-4: Yusuf (A.S.) babasına şöyle demişti: “Babacığım, gerçekten ben on bir yıldız, güneş ve ay gördüm. Onları bana secde eder vaziyette gördüm.”
Burada sözü edilen rüya, bir salih rüyadır. Çünkü bu rüyayı gören Allah’ın bir peygamberidir. Bunun karşılığında Yûsuf-5’te şöyle diyor: “Babası şöyle dedi: ‘Ey oğulcuğum, rüyanı kardeşlerine anlatma. Anlattığın takdirde sana tuzak kurarlar. Muhakkak ki şeytan insana apaçık bir düşmandır.”
Fetih Suresinin 27. âyet-i kerimesinde ise Allahû Tealâ Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V.)’den bahsediyor. Mekke’nin fethini Allahû Tealâ, Peygamber Efendimiz (S.A.V.)’e rüyada haber veriyor.
Öyleyse her rüya, bir olayı yaşamaktır. Allahû Tealâ bir işaret vermek istediği kişiye özel rüyalar gösterir.
Mâide Suresinin 90. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ falı yasakladığı zaman Allah Resûlü buyuruyor ki: “Cebrail kardeşim bana iki çeşit namaz öğretti. Bunlardan bir tanesi istihare namazı, birisi de hacet namazı.”
Peygamber Efendimiz (S.A.V.)’in sözünü ettiği bu iki namazdan biri olan hacet namazı, Allah’tan mürşidimizi sormak istikametinde kılınan dört rekâtlık bir namazdır ve kişi için hayatî önem taşımaktadır.
2/BAKARA-45: “(Allah’tan) sabırla ve namazla istiane (özel yardım) isteyin. Ve muhakkak ki o (hacet namazı ile Allah’a ulaştıracak mürşidini sormak), huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir.”
2/BAKARA-46: “Onlar (o huşû sahipleri) ki, Rab’lerine (dünya hayatında) muhakkak mülâki olacaklarına ve (sonunda ölümle) O’na döneceklerine yakîn derecesinde inanırlar.”
Kalben Allah’a ulaşmayı dileyerek hacet namazı kılan kişiye Allah mutlaka mürşidini gösterir. İşte mürşidin rüyada gösterilmesi mübeşşirattır; bu, amel edilen rüyadır.
Allahû Tealâ’nın bütün insanların üzerine farz kıldığı 7 safha ve 4 teslimin birinci safhası Allah’a ulaşmayı dilemek, ikinci safhası da mürşide tâbiiyettir. Mürşide ulaşmak kişinin kendi kararıyla ya da seçimiyle değil, hacet namazını kılarak mürşidini Allah’tan sormasıyla gerçekleşir. Mürşidini rüyada gören kişi, Allah’ın gösterdiği mürşide ulaşır ve tâbiiyetini gerçekleştirir.
Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V.) buyuruyor ki: “Müminin rüyası, nübüvvetin kırk altı cüzünden bir cüzdür.” “Buhârî, Tabir, 4; Muvatta, 1 (2,956).”
Peki, rüya ile amel olunur mu? Eğer bir insan ölmeden önce kalben ruhunu Allah’a ulaştırmayı dileyerek hacet namazı kılmışsa, orada şeytanın rol alması mümkün değildir. Allah, bir insanın ruhunu Kendisine ulaştırmayı dilerse ne şeytan ne de onun dışında herhangi bir başka varlık, o kişinin Allah’a ulaşmasına mâni olamaz (Şûrâ Suresi 13. âyet, Ra’d Suresi 27. âyet).
Mürşidsiz bu hedefe ulaşılması mümkün olmadığı için de Allah mutlaka o kişiye mürşidini gösterecek ve o mürşide ulaşan kişi, tövbe ederek mutlaka ölmeden evvel ruhunu Allah’a ulaştıracaktır.
Öyleyse Allah’tan mürşidini isteyen ve hacet namazı ile O’na yönelen kişi için gösterilen mürşid rüyası, sıradan bir rüya değildir. Bu rüya, Allah’ın kuluna gösterdiği bir müjde, bir yol gösterici ve amel edilmesi gereken bir mübeşşirattır.
Allah razı olsun.
DR. ABDULCABBAR BORAN
www.ibrahimlive.com
www.acboran.com
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
DR. ABDULCABBAR BORAN
AMEL EDİLEN RÜYA, MÜBEŞŞİRATTIR
İnsanlar rüyaların tamamını hayal ürünü zannederler. Oysaki rüyaların %90’dan fazlası hayal ürünü değildir. Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V.), hadis-i şerifinde üç çeşit rüyadan bahsediyor:
“Rüya üçtür. Biri salih rüya olup Allah’tan müjdedir, ikincisi şeytanın verdiği üzüntüdür, üçüncüsü kişinin kendi kendine konuşmasıdır (nefsin hadisatı).” “Buhârî, Tabir, 26; Müslim, Rüya, 6”
Öyleyse rüyalar üç çeşittir:
1. Şeytanın korkutması: Kâbus nevinden olan, insanı korkutan ve huzursuz eden rüyalar.
2. Nefsin hadisatı: Kişinin gündelik hayatında yaşadıklarının, düşündüklerinin ve zihnini meşgul eden şeylerin rüyasına yansıması.
3. Allah’ın müjdesi: Salih rüyalar; kişi için bir müjde, bir ikaz veya hayra vesile olabilecek rüyalar.
Bu üç çeşit rüyanın içinde asıl olan, Resûlullah (S.A.V.)’in müjdelediği rüyalardır. Nitekim Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz hadis-i şerifinde buyuruyor ki:
“Benden sonra peygamberlikten sadece mübeşşirat (müjdeciler) kalacaktır.” Yanındakiler sordu: “Mübeşşirat da nedir?” “Salih rüyadır.” diye yanıt verdi. “Buhârî, Ta‘bîr 5; Muvatta, Rüya 3; Ebû Dâvûd, Edeb 96.”
Kur’ân-ı Kerim’e baktığımız zaman da Allahû Tealâ’nın müjdeli rüyalardan bahsettiğini görüyoruz.
12/YÛSUF-4: Yusuf (A.S.) babasına şöyle demişti: “Babacığım, gerçekten ben on bir yıldız, güneş ve ay gördüm. Onları bana secde eder vaziyette gördüm.”
Burada sözü edilen rüya, bir salih rüyadır. Çünkü bu rüyayı gören Allah’ın bir peygamberidir. Bunun karşılığında Yûsuf-5’te şöyle diyor: “Babası şöyle dedi: ‘Ey oğulcuğum, rüyanı kardeşlerine anlatma. Anlattığın takdirde sana tuzak kurarlar. Muhakkak ki şeytan insana apaçık bir düşmandır.”
Fetih Suresinin 27. âyet-i kerimesinde ise Allahû Tealâ Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V.)’den bahsediyor. Mekke’nin fethini Allahû Tealâ, Peygamber Efendimiz (S.A.V.)’e rüyada haber veriyor.
Öyleyse her rüya, bir olayı yaşamaktır. Allahû Tealâ bir işaret vermek istediği kişiye özel rüyalar gösterir.
Mâide Suresinin 90. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ falı yasakladığı zaman Allah Resûlü buyuruyor ki: “Cebrail kardeşim bana iki çeşit namaz öğretti. Bunlardan bir tanesi istihare namazı, birisi de hacet namazı.”
Peygamber Efendimiz (S.A.V.)’in sözünü ettiği bu iki namazdan biri olan hacet namazı, Allah’tan mürşidimizi sormak istikametinde kılınan dört rekâtlık bir namazdır ve kişi için hayatî önem taşımaktadır.
Kur’ân-ı Kerim’de hacet namazıyla Allah’tan mürşidimizi istememiz emredilmektedir.
2/BAKARA-45: “(Allah’tan) sabırla ve namazla istiane (özel yardım) isteyin. Ve muhakkak ki o (hacet namazı ile Allah’a ulaştıracak mürşidini sormak), huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir.”
2/BAKARA-46: “Onlar (o huşû sahipleri) ki, Rab’lerine (dünya hayatında) muhakkak mülâki olacaklarına ve (sonunda ölümle) O’na döneceklerine yakîn derecesinde inanırlar.”
Kalben Allah’a ulaşmayı dileyerek hacet namazı kılan kişiye Allah mutlaka mürşidini gösterir. İşte mürşidin rüyada gösterilmesi mübeşşirattır; bu, amel edilen rüyadır.
Allahû Tealâ’nın bütün insanların üzerine farz kıldığı 7 safha ve 4 teslimin birinci safhası Allah’a ulaşmayı dilemek, ikinci safhası da mürşide tâbiiyettir. Mürşide ulaşmak kişinin kendi kararıyla ya da seçimiyle değil, hacet namazını kılarak mürşidini Allah’tan sormasıyla gerçekleşir. Mürşidini rüyada gören kişi, Allah’ın gösterdiği mürşide ulaşır ve tâbiiyetini gerçekleştirir.
Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V.) buyuruyor ki: “Müminin rüyası, nübüvvetin kırk altı cüzünden bir cüzdür.” “Buhârî, Tabir, 4; Muvatta, 1 (2,956).”
Peki, rüya ile amel olunur mu? Eğer bir insan ölmeden önce kalben ruhunu Allah’a ulaştırmayı dileyerek hacet namazı kılmışsa, orada şeytanın rol alması mümkün değildir. Allah, bir insanın ruhunu Kendisine ulaştırmayı dilerse ne şeytan ne de onun dışında herhangi bir başka varlık, o kişinin Allah’a ulaşmasına mâni olamaz (Şûrâ Suresi 13. âyet, Ra’d Suresi 27. âyet).
Mürşidsiz bu hedefe ulaşılması mümkün olmadığı için de Allah mutlaka o kişiye mürşidini gösterecek ve o mürşide ulaşan kişi, tövbe ederek mutlaka ölmeden evvel ruhunu Allah’a ulaştıracaktır.
Öyleyse Allah’tan mürşidini isteyen ve hacet namazı ile O’na yönelen kişi için gösterilen mürşid rüyası, sıradan bir rüya değildir. Bu rüya, Allah’ın kuluna gösterdiği bir müjde, bir yol gösterici ve amel edilmesi gereken bir mübeşşirattır.
Allah razı olsun.
DR. ABDULCABBAR BORAN
www.ibrahimlive.com
www.acboran.com