Kâinatın yegâne yaratıcısı olan Allah, yarattığı mahlûkat içerişinde en çok insanı sever. Nereden mi biliyoruz? Kur'ân-ı Kerim'de bunun iki işareti var: Câsiye Suresinin 13. âyetinde " Ve göklerde ve yerde olanların hepsini kendinden (bir lütuf olarak) size musahhar (emre amade) kıldı." buyuruyor. Allah her şeyi insan için yaratmış ve yarattığı ne varsa hepsini insanın emrine amade kılmış, yetmez; yarattığı bütün mahlûkattan sadece insana Kendi ruhundan üfürmüş. Secde Suresinin 9. âyet-i Kerimesinde: "Sonra (Allah), onu dizayn etti ve onun içine (vechin, fizik vücudun içine) ruhundan üfürdü." buyuruyor. İnsandan başka hiçbir canlı mahlûkta Allah'ın ruhu yoktur. Allah sadece insana ruh vermiştir. Ve işte bu en çok sevdiği mahlûku olan biz insanlar için sadece bir tek şey ister; mutlu olmamız. Allahû Tealâ'nın vaaz ettiği bütün emirler, sadece bizim mutluluğumuz içindir. Allah, kimseyi cehennemine atmak ve cezalandırmak istemez, insanlar kendileri bunu hak ederler. Allah, istisnasız bütün insanların hem bu dünyada mutlu olmasını, huzur içerişinde yaşamasını, hem de ahirette cennet saadetini yaşamasını ister. Ve bunu çok kolay bir sebebe bağlamış: "Bana ulaşmayı dileyin" buyuruyor.
Kim bu dileğin sahibi ise, kalpten Allah'a ulaşmayı dileyen herkes için Allahû Tealâ, hem cennet saadetini hem de dünya saadetinin en az yarısını garanti ediyor, sadece tek bir dilekle.
"Cennete gitmek bu kadar kolay mi? Onca günahım varken hiç Allah beni cennetine alır mı? " diyenler; Allah'tan ümit kesmeyiniz. Hele ki büyük günahlar işlemiş olanlar Allahû Tealâ’nın kendilerini affetmeyeceğini düşünen kardeşlerim, bilin ki Allah sizi de affetmeye hazır, "affederim" diyor, sadece tek bir dileğin sahibi olacaksınız.
Allahû Tealâ buyuruyor ki:
39/ZUMER-53: De ki: "Ey nefsleri üzerine israf yüklemiş (haddi aşmış) kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Muhakkak ki Allah, günahların hepsini mağfiret eder (sevaba çevirir). O, muhakkak ki O; Gafûr’dur (mağfiret eden), Rahîm’dir (rahmet nuru gönderen)."
"Büyük günahlar işlemiş olsanız bile Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyiniz" buyuruyor. Efendimiz (S.A.V) bir hadîs-i şerifinde şöyle buyuruyor: "Eğer siz hiç günah işlemeseydiniz, Allahû Tealâ sizi helak eder ve yerinize, günah işleyecek (fakat tevbeleri sebebiyle) mağfiret edeceği kimseler yaratırdı."
Ama bir taraftan da Fâtır Suresinin 5. âyetinde de diyor ki: "Ey insanlar! Muhakkak ki Allah’ın vaadi haktır. Öyleyse dünya hayatı sizi sakın aldatmasın. Aldatıcılar da sizi Allah ile (affına güvendirerek) aldatmasınlar." Yani bir azap da var, ama kimler için? Allah' a ulaşmayı dilemeyenler, dünya hayatından razı olan kişiler için:
Ve insanın cehennemden kurtulamamasına sebep olan tek bir şey vardır; Allah'a ulaşmayı dilememek.
10/YÛNUS-7: Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.
10/YÛNUS-8: İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir)
Ama yine Yûnus 62 suresinde Allahu Teala şöyle buyuruyor:
10/YÛNUS 62 "Muhakkak ki Allah’ın evliyasına (dostlarına), korku yoktur. Onlar, mahzun olmazlar, öyle değil mi?
10/YÛNUS 63 :Onlar, âmenûdurlar (ölmeden evvel Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir) ve takva sahibi olmuşlardır."
Allah'in evliyasına korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar" buyuruyor. Evliya, veli kelimesinin çoğuludur, beli de dost demektir. Allah dostu Yunus Emre'nin sözünü hatırlayın: "Ben korktuğumla dost olmuşum." Yine ayni Yunus ne diyor başlangıçta: "Dervişlik bir dilektir, dileyene düğün dernektir." diyor. Allah' a ulaşmayı dileyerek Allah'a dost oldu. Sevgili kardeşlerim,
Demek ki, Allah'a ulaşmayı dilemeyenler, dünya hayatından razı oluyorlar ve gidecekleri yer ne yazık ki cehennem Cehenneme gidişin sebebi Allah'a ulaşmayı dilememeleri. Eğer dileselerdi Allah onların günahlarını o örtecek ve mağfiret edecekti. Enfâl Suresinin 29. âyetinde öyle buyuruyor:
8/ENFÂL-29: Ey âmenû olanlar! Allah’a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir.
Burada Allah'a inanan bir kişiye takva sahibi olması emrediliyor, takva sahibi olmanın ise Allah’a ulaşmayı dilemekle mümkün olduğunu Rûm Suresinin 31. âyetinde buyuruyor: "munîbiîne ileyhi vettekuhu: O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun."
Allahû Tealâ Allah'a ulaşmayı dileyerek takva sahibi olanların geçmişte işlediği günahlar ne olursa olsun örterek affediyor ve mağfiret ederek bir de sevaba çeviriyor. O Allah. Tek Sahibimiz. Her şeye Kaadirdir.
İşte Allah insani bu kadar çok seviyor.
Allahû Tealâ’nın bizi bu kadar sevmesine mutluluğa ulaştırmak istemesine rağmen, bir de dış düşmanımız var, şeytan. Onun da tek hedefi bizi huzursuz kılmak ve kendisiyle beraber cehenneme götürmek. Kalpten yapılan bir dilekle insanın kurtulacağını son derece iyi bilen şeytan, bu dileğe mani olmak için elinden geleni yapar. Sizi iç sesinizle taklit eder, siz onu kendi düşünceniz zannedersiniz, "ben günahkârım, bu kadar günah işledim, ben kim cennete gitmek kim?" diye bir düşünce içinde bulursanız kendinizi, işte onu yakaladınız. Peygamber Efendimiz (S.A.V) hadîs-i şerifinde buyuruyor ki: "Eğer siz hiç günah işlemeseydiniz, Allahû Tealâ sizi helâk eder ve yerinize, günah işleyecek (fakat tevbeleri sebebiyle) mağfiret edeceği kimseler yaratırdı." (Müslim, Tevbe, 9, (2748); Tirmizî, Da’avât 105, (3533) Allah tevbe eden kullarını sever. Allah sevgiden ibarettir. Korkulan değil sevilen bir Allah olmak istiyor. Allah dostu Yunus Emre'nin sözünü hatırlayın: "Ben korktuğumla dost olmuşum." Yine ayni Yunus ne diyor başlangıçta: "Dervişlik bir dilektir, dileyene düğün dernektir." diyor. Allah' a ulaşmayı dileyerek Allah'a dost oldu. Sevgili kardeşlerim, Allah sadece sever, en az sevdikleri vardır, az sevdikleri vardır, çok sevdikleri vardır ama sadece sever. İşte o çok sevdikleri, Allah'a ulaşmayı dileyenlerdir ve Allahû Tealâ Kur’ân- Kerim'de Allah'a ulaşmayı dileyenleri müjdeliyor:
39/ZUMER-17: Ve onlar ki; taguta (insan ve cin şeytanlara) kul olmaktan içtinap ettiler (kaçındılar, kendilerini kurtardılar). Çünkü Allah’a yöneldiler (Allah’a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır. Öyleyse kullarımı müjdele!
Öyleyse görüyoruz ki Allahû Tealâ’nın bütün güzellikleri bizim için hazırlanmıştır. Ama bize verdiği serbest iradeyle O'na yönelmemiz, o bizim elimizde. Allah irademize karışmaz, kimsenin de karışmasını istemez. İrademizle yaptığımız bu talebimiz, kurtuluşumuz için yeterlidir.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
DR. ABDULCABBAR BORAN
ALLAH’TAN ÜMİT KESMEYİNİZ
Kâinatın yegâne yaratıcısı olan Allah, yarattığı mahlûkat içerişinde en çok insanı sever. Nereden mi biliyoruz? Kur'ân-ı Kerim'de bunun iki işareti var: Câsiye Suresinin 13. âyetinde " Ve göklerde ve yerde olanların hepsini kendinden (bir lütuf olarak) size musahhar (emre amade) kıldı." buyuruyor. Allah her şeyi insan için yaratmış ve yarattığı ne varsa hepsini insanın emrine amade kılmış, yetmez; yarattığı bütün mahlûkattan sadece insana Kendi ruhundan üfürmüş. Secde Suresinin 9. âyet-i Kerimesinde: "Sonra (Allah), onu dizayn etti ve onun içine (vechin, fizik vücudun içine) ruhundan üfürdü." buyuruyor. İnsandan başka hiçbir canlı mahlûkta Allah'ın ruhu yoktur. Allah sadece insana ruh vermiştir. Ve işte bu en çok sevdiği mahlûku olan biz insanlar için sadece bir tek şey ister; mutlu olmamız. Allahû Tealâ'nın vaaz ettiği bütün emirler, sadece bizim mutluluğumuz içindir. Allah, kimseyi cehennemine atmak ve cezalandırmak istemez, insanlar kendileri bunu hak ederler. Allah, istisnasız bütün insanların hem bu dünyada mutlu olmasını, huzur içerişinde yaşamasını, hem de ahirette cennet saadetini yaşamasını ister. Ve bunu çok kolay bir sebebe bağlamış: "Bana ulaşmayı dileyin" buyuruyor.
Kim bu dileğin sahibi ise, kalpten Allah'a ulaşmayı dileyen herkes için Allahû Tealâ, hem cennet saadetini hem de dünya saadetinin en az yarısını garanti ediyor, sadece tek bir dilekle.
"Cennete gitmek bu kadar kolay mi? Onca günahım varken hiç Allah beni cennetine alır mı? " diyenler; Allah'tan ümit kesmeyiniz. Hele ki büyük günahlar işlemiş olanlar Allahû Tealâ’nın kendilerini affetmeyeceğini düşünen kardeşlerim, bilin ki Allah sizi de affetmeye hazır, "affederim" diyor, sadece tek bir dileğin sahibi olacaksınız.
Allahû Tealâ buyuruyor ki:
39/ZUMER-53: De ki: "Ey nefsleri üzerine israf yüklemiş (haddi aşmış) kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Muhakkak ki Allah, günahların hepsini mağfiret eder (sevaba çevirir). O, muhakkak ki O; Gafûr’dur (mağfiret eden), Rahîm’dir (rahmet nuru gönderen)."
"Büyük günahlar işlemiş olsanız bile Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyiniz" buyuruyor. Efendimiz (S.A.V) bir hadîs-i şerifinde şöyle buyuruyor: "Eğer siz hiç günah işlemeseydiniz, Allahû Tealâ sizi helak eder ve yerinize, günah işleyecek (fakat tevbeleri sebebiyle) mağfiret edeceği kimseler yaratırdı."
Ama bir taraftan da Fâtır Suresinin 5. âyetinde de diyor ki: "Ey insanlar! Muhakkak ki Allah’ın vaadi haktır. Öyleyse dünya hayatı sizi sakın aldatmasın. Aldatıcılar da sizi Allah ile (affına güvendirerek) aldatmasınlar." Yani bir azap da var, ama kimler için? Allah' a ulaşmayı dilemeyenler, dünya hayatından razı olan kişiler için:
Ve insanın cehennemden kurtulamamasına sebep olan tek bir şey vardır; Allah'a ulaşmayı dilememek.
10/YÛNUS-7: Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.
10/YÛNUS-8: İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir)
Ama yine Yûnus 62 suresinde Allahu Teala şöyle buyuruyor:
10/YÛNUS 62 "Muhakkak ki Allah’ın evliyasına (dostlarına), korku yoktur. Onlar, mahzun olmazlar, öyle değil mi?
10/YÛNUS 63 :Onlar, âmenûdurlar (ölmeden evvel Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir) ve takva sahibi olmuşlardır."
Allah'in evliyasına korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar" buyuruyor. Evliya, veli kelimesinin çoğuludur, beli de dost demektir. Allah dostu Yunus Emre'nin sözünü hatırlayın: "Ben korktuğumla dost olmuşum." Yine ayni Yunus ne diyor başlangıçta: "Dervişlik bir dilektir, dileyene düğün dernektir." diyor. Allah' a ulaşmayı dileyerek Allah'a dost oldu. Sevgili kardeşlerim,
Demek ki, Allah'a ulaşmayı dilemeyenler, dünya hayatından razı oluyorlar ve gidecekleri yer ne yazık ki cehennem Cehenneme gidişin sebebi Allah'a ulaşmayı dilememeleri. Eğer dileselerdi Allah onların günahlarını o örtecek ve mağfiret edecekti. Enfâl Suresinin 29. âyetinde öyle buyuruyor:
8/ENFÂL-29: Ey âmenû olanlar! Allah’a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir.
Burada Allah'a inanan bir kişiye takva sahibi olması emrediliyor, takva sahibi olmanın ise Allah’a ulaşmayı dilemekle mümkün olduğunu Rûm Suresinin 31. âyetinde buyuruyor: "munîbiîne ileyhi vettekuhu: O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun."
Allahû Tealâ Allah'a ulaşmayı dileyerek takva sahibi olanların geçmişte işlediği günahlar ne olursa olsun örterek affediyor ve mağfiret ederek bir de sevaba çeviriyor. O Allah. Tek Sahibimiz. Her şeye Kaadirdir.
İşte Allah insani bu kadar çok seviyor.
Allahû Tealâ’nın bizi bu kadar sevmesine mutluluğa ulaştırmak istemesine rağmen, bir de dış düşmanımız var, şeytan. Onun da tek hedefi bizi huzursuz kılmak ve kendisiyle beraber cehenneme götürmek. Kalpten yapılan bir dilekle insanın kurtulacağını son derece iyi bilen şeytan, bu dileğe mani olmak için elinden geleni yapar. Sizi iç sesinizle taklit eder, siz onu kendi düşünceniz zannedersiniz, "ben günahkârım, bu kadar günah işledim, ben kim cennete gitmek kim?" diye bir düşünce içinde bulursanız kendinizi, işte onu yakaladınız. Peygamber Efendimiz (S.A.V) hadîs-i şerifinde buyuruyor ki: "Eğer siz hiç günah işlemeseydiniz, Allahû Tealâ sizi helâk eder ve yerinize, günah işleyecek (fakat tevbeleri sebebiyle) mağfiret edeceği kimseler yaratırdı." (Müslim, Tevbe, 9, (2748); Tirmizî, Da’avât 105, (3533) Allah tevbe eden kullarını sever. Allah sevgiden ibarettir. Korkulan değil sevilen bir Allah olmak istiyor. Allah dostu Yunus Emre'nin sözünü hatırlayın: "Ben korktuğumla dost olmuşum." Yine ayni Yunus ne diyor başlangıçta: "Dervişlik bir dilektir, dileyene düğün dernektir." diyor. Allah' a ulaşmayı dileyerek Allah'a dost oldu. Sevgili kardeşlerim, Allah sadece sever, en az sevdikleri vardır, az sevdikleri vardır, çok sevdikleri vardır ama sadece sever. İşte o çok sevdikleri, Allah'a ulaşmayı dileyenlerdir ve Allahû Tealâ Kur’ân- Kerim'de Allah'a ulaşmayı dileyenleri müjdeliyor:
39/ZUMER-17: Ve onlar ki; taguta (insan ve cin şeytanlara) kul olmaktan içtinap ettiler (kaçındılar, kendilerini kurtardılar). Çünkü Allah’a yöneldiler (Allah’a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır. Öyleyse kullarımı müjdele!
Öyleyse görüyoruz ki Allahû Tealâ’nın bütün güzellikleri bizim için hazırlanmıştır. Ama bize verdiği serbest iradeyle O'na yönelmemiz, o bizim elimizde. Allah irademize karışmaz, kimsenin de karışmasını istemez. İrademizle yaptığımız bu talebimiz, kurtuluşumuz için yeterlidir.
Allahû Tealâ’nın hepinizi sonsuz mutluluklara ulaştırmasın dileyerek sözlerimizi burada tamamlıyoruz inşallah.
Allah hepinizden razı olsun.
DR. ABDULCABBAR BORAN.