ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEYENLERİN KALPLERİNİ ALLAH SEVGİDE BİRLEŞTİRİR

Yazının Giriş Tarihi: 06.03.2026 13:34
Yazının Güncellenme Tarihi: 06.03.2026 13:34

Bütün güzellikler sevgiyle yaşanır, bütün çirkinlikler ise sevgisizlikten ve nefretten kaynaklanır. Allah'ın tüm peygamberleri, resûlleri, tek bir gaye ile gelmişlerdir: Sevgiyi öğretmek. Tehlikelerden sizi selâmete kavuşturacak, sizi zifiri karanlıktan kurtarıp sonsuz bir güneş aydınlığına getirecek olan silah, sevgidir. Sevdiğiniz an, her şeyi çözdünüz demektir.

Allah Resûlü buyuruyor ki: “Birbirinizden nefret etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah’ın kulları! Kardeş olun.” (Buhari, Edeb- 57,62)

Peygamber Efendiniz böyle söylüyorsa ve Hucurât Suresinin 10. âyetinde Allahû Tealâ “Mü’minler ancak kardeştir. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Ve Allah’a karşı takva sahibi olun. Umulur ki, böylece siz rahmet olunursunuz” diyorsa, biz insanların Allah’a ulaşmayı dileyerek sevgiyle birbirine bağlanması gerekir.

Allahû Tealâ Enfâl Suresinin 63. âyet-i kerimesinde: “Eğer yeryüzündeki şeylerin hepsini infâk etseydin (verseydin), onların kalplerinin arasını birleştiremezdin. Ve lâkin Allah, onların arasını birleştirdi.” buyuruyor. Yani kalpleri sevgide birleştiren Allah.

Başlangıçta bütün insanlar nefslerinde afetler var olduğu için birbirlerine düşmandırlar, birbirlerinden nefret ederler. Başlangıçta sahâbe de birbirlerine düşmandı. Ama sonra can dostları oldular.

3/ÂLİ İMRÂN-103: Ve hepiniz, Allah’ın ipine sımsıkı tutunun, fırkalara ayrılmayın! Ve Allah’ın sizin üzerinizdeki ni’metini hatırlayın; siz (birbirinize) düşman olmuştunuz. Sonra sizin kalplerinizin arasını birleştirdi, böylece O’nun (Allah’ın) nimeti ile kardeşler oldunuz. Ve siz ateşten bir çukurun kenarında iken sizi ondan kurtardı. İşte Allah, âyetlerini size böyle açıklıyor. Umulur ki böylece siz hidayete erersiniz.

Acaba onları kapkara bir dünyadan pırıl pırıl bir güneşli dünyaya iten acaba neydi? Nefretin sevgiye dönüşmesiydi. Allah’ın ipine ve Allah’ın ni’meti olan Resûl’üne sımsıkı tutundukları için. Bu da ruhumuzu yaşarken Allah’a ulaşmayı dilemekle, kalbimizi Allah’a döndürmekle gerçekleşir. “Ya Rabbi! ben Seni çok seviyorum, Sana ulaşmayı diliyorum” dememizle gerçekleşir.

İnsanlara duyulan sevgi, Allah sevisinin bir yansımasıdır. Allahû Tealâ istiyor ki; herkes birbirini sevsin. İnsanlar birbirini incitmesin. Birbirine her zaman yardımcı bir hüviyet taşısın. O sevgi halesi içinde dîn yaşansın. Ama dünya, sevgiyi unutan insanlarla doldur. İnsanların çoğu, Allah’ı unuttukları için sevgi yerine nefret dolu kalplerin sahipleri olmuşlardır. Allah’ın emri hepimize çok açık ve kesin. Diyor ki: “Birbirinizi sevin.”

Eğer severseniz Allahû Tealâ’nın sizin için gerçekleştirmek istediği hedefi gerçekleştirmiş olacaksınız. Başlangıçta birbirlerinin can düşmanı olan sahâbe, öyle bir sevgiyle birbirlerini o kadar çok sevenler oldular ki; başka arkadaşları kendilerinden daha kıymetliydi. Yani onlar her zaman kardeşlerini kendilerinden çok önde tutuyorlardı.

Savaştan sonra şehit olmak üzere olanların arasında Hz. Ömer, elindeki su kabıyla dolaşıyor, matarayla. Ve birisi: “Ya Ömer, su!” diyor. Hz. Ömer hemen koşuyor. Suyu teslim etmek üzereyken bir ikincisi: “Ya Ömer, su!” demiş. O birinci sahâbe diyor ki: “Suyu ona götür.” diyor. “Onun benden daha fazla ihtiyacı var, ya Ömer!” diyor. Hz. Ömer koşarak ikinciye gidiyor, suyu uzatıyor. Tam o sırada bir üçüncü sahâbe: “Ya Ömer, su!” demiş. İkinci sahâbe de aynı şeyi söylemiş: “Ya Ömer! Suyu ona ver. Onun benden daha fazla ihtiyacı var.” Hz. Ömer üçüncüye ulaştığı zaman üçüncü şehit olmuş. Suyu içemeden şehit olmuş. Bir yudum bile alamadan şehit olmuş. Hz. Ömer hemen ikinciye koşmuş, o da şehit olmuş. İlk isteyene koşmuş, o da şehit olmuş.


Bu size ne anlatıyor sevgili kardeşlerim? Bir insan ölürken en çok ihtiyaç duyduğu şey sudur. Dünyadaki bütün servetlerden daha üstündür o anda su talebi. Ama bunu başkalarına vermek üzere reddedebiliyor sahâbe. Onun ihtiyacının kendi ihtiyacından daha önemli olduğunun bilincinde. Onu kendisinden daha fazla seviyor. Uğrunda her fedakârlığı yapacak.

Sevgili kardeşlerim, ne zaman bir toplum olarak aranızda bu muhteşem dayanışmayı gerçekleştirebilirseniz, o zaman en kuvvetli siz olacaksınız. Bunun başlangıç noktasının Allah'a ulaşmayı dilemek olduğunu bilmelisiniz.

Seven, sevdiğine koşar. Sevmeyen, nefret eden, nefret ettiğinden kaçar. Öyleyse kim Allah'a ulaşmayı diliyorsa o Allah’ı seviyor ve o sevdiğine koşandır. Biz Allah'a ulaşmayı dileyeceğiz, Allah içimize mürşid sevgisi verecek. Mürşidimize tâbî olacağız. Zikir sevgisi verecek, namaz sevgisi verecek, bütün ibadetleri O bize sevdirecek ve severek ibadetlerimizi yapacağız. Neticesi mi? İnsanları çok ama çok seveceğiz. İnsanları sevmek, Allah'ı sevmenin bir tamamlayıcısıdır.

Allah hepinizden razı olsun.

DR. ABDULCABBAR BORAN

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.